Keyfi Rapor Alan İşçinin İş Akdinin Feshi

Günümüzde iş bulmak ne kadar zorsa işveren açısından da nitelikli ve çalışkan işçi bulmak bir o kadar zor. Çoğu durumda işçiler görevini hakkıyla yerine getirmeye çalışmakta, iş akdinin gereklerini ifa etmektedir. Ancak istisnai bazı durumlarda kanunun tanıdığı hakları suistimal etmeye çalışanlara da rastlanıyor. Nitekim birçok işveren, iş başvurusu esnasında “çalışkan, dürüst ve idealist” olarak kendini tanıtan bazı işçilerin göreve başladıktan kısa bir süre sonra bambaşka bir kişilik haline dönüştüğünü ifade ediyor. İş hukukunun işçiyi koruyan hükümlerini suistimal etmek isteyen, doktor raporu vb. mazeretlerle işi aksatan kişiler işvereni zor durumda bırakırken, işyerindeki huzuru ve uyumu da bozabiliyor.

Doktor raporlarına güvenerek işe gitmemeyi alışkanlık haline getirenler; “hiç bir doktor keyfi rapor vermeyeceğine göre hasta olmaktan kaynaklanan haklarımı rahatlıkla kullanabilirim” şeklinde bir düşünce içine girebiliyor. Keyfi raporlar alarak işe gitmemeyi alışkanlık haline getiren ve bu nedenle iş akdi feshedilen işçiler hakkında Yargıtay’ın yerleşik içtihadı oluşmaya başladı.

Yargıtay iş huzurunu bozan bu davranışların hukuken korunamayacağına karar verdi. Keyfi raporlar alan işçinin feshini haklı sebep olarak gören Yargıtay’ın bu yaklaşımı sadece işvereni değil, aynı işyerinde çalışan diğer işçilerin de haklarını koruyacak olması nedeniyle önem arz ediyor.

Bu noktada vurgulamak gerekir ki; keyfi rapor her ne kadar iş akdinin feshi için haklı bir neden olsa da disiplin kurulu veya iş uyuşmazlıkları çözümleme kurulu kararı olmaksızın belediyede çalışan işçinin sözleşmenin feshi geçerli neden değildir.

İşte Yargıtay’ın emsal nitelikli kararlarından bazıları:

Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2018/5077
Karar: 2019/2590
Tarih: 04.02.2019

Mahkemesi: Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi

Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

… Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

… Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:     

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş akdinin haklı veya geçerli sebebe dayanmadan feshedildiğini beyan ederek işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili özetle; davacının sürekli keyfi raporlar almasından ötürü iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, davanın kabulü ile işe iadeye karar verilmiştir.

Ç) İstinaf başvurusu :

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

D) İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili istinaf başvurusunda; feshin haklı nedene dayandığını belirtmiştir.

E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

F) Temyiz başvurusu :

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

G) Gerekçe:

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu’nun 25.maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir.

Somut uyuşmazlıkta; 2 yıl 1 ay 29 gün kıdemi bulunan davacının çalıştığı sürede toplam 94 gün rapor aldığı, özellikle 2016 yılının haziran ayı sonuna dek son iki rapor peş peşe 10’ar gün olmak üzere toplam 50 gün rapor aldığı anlaşılmaktadır. Davacının sürekli rapor almasının işverenin işçinin iş görme ediminden faydalanamamasına ve iş barışının bozulmasına yol açacağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda işçinin savunması alınmadığından feshin usulsüz olduğu belirtilmiş ise de 19/10/2018 tarih ve 2017/9 esas sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre İş Kanununun 25/1-b maddesine göre yapılan fesih öncesinde savunma alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Bu sebeple, Bölge Adliye Mahkemesince yerinde olmayan gerekçelerle verilen karar bozularak İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.    

H) Hüküm:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) İlk Derece Mahkemesi’nin ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-) Davalı tarafça yapılan feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından DAVANIN REDDİNE,

3-) Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin mahsubu ile bakiye 15.20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-) Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 260,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, kesin olarak 04.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2015/15575
Karar: 2018/9616
Tarih: 30.04.2018

İçtihat Metni

Mahkemesi: İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Yargıtay Kararı

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait …’de bulunan fabrikada 16/06/2009 tarihinden bu yana çalışmakta iken iş akdinin sürekli rapor alması v.s. nedenler gerekçe gösterilerek işverence haklı neden iddiası ile 24/07/2013 tarihinde bildirimsiz olarak feshedildiğini, işveren fesih gerekçesi olarak müvekkilinin rapor almasını göstermiş ise de fesih nedeninin gerçeği yansıtmadığını, gerçek nedenin müvekkilinin … Sendikası’na üye olması, iş arkadaşlarını sendikal haklar konusunda bilgilendirmesi, arkadaşlarını sendikaya üye olmaya teşvik etmesi ve diğer sendikal çalışmaları yapması olduğunu iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile sendikal tazminat alacaklarının tahsilini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin … tesislerinde 02.01.2012 ila 25.07.2013 tarihleri arasında çalıştığını, bu nedenle dava dilekçesinde işe giriş tarihi olarak belirtilen 16.06.2009 tarihine itiraz ettiklerini, davacının iş akdinin işverence haklı nedenle feshedildiğini, sık sık rapor alması nedeniyle işin işleyişinin ve çalışma düzeninin bozulduğunu, fesih öncesi savunmasının da alındığını, iş akdinin hiçbir surette sendikal nedenlerle feshedilmediğini, davacının açıkça haksız kazanç peşinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı, yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının 03.01.2013 ve 22.07.2013 tarihleri arasında 14 defada toplam 92 gün rapor aldığı, son rapordan sonra işveren tarafından savunmasının talep edildiği, savunmasında “işyerinde geçirdiği ağır iş kazası sonrasında bir türlü toparlayamadığını, geçen zaman içinde bel fıtığı ve stresten dolayı şeker hastalığına yakalandığını, aldığı raporlarında bunlara ilişkin olduğunu, amirlerine stressiz ve hafif işlerde çalışma talebinde bulunduğunu ancak dikkate alınmadığını, hiçbir doktorun kimseye keyfi rapor vermeyeceğini” şeklinde açıklamada bulunduğu, işverenin de savunma sonrasında 24.07.2013 tarihli fesih ihbarı ile “…02/01/2012 tarihinden bu güne kadar 23 defa ve toplamda 115 gün rapor almanız, son 7 aylık süre içerisinde (03/01/2013 ila 22/07/2013 tarihleri arasında) 14 defa ve toplamda 92 gün rapor almanız işin işleyişi ile çalışma düzenini bozduğundan ve raporlu olduğunuz sürelerde görev yaptığınız alana diğer çalışanlardan kaydırma yapılması nedeniyle bu durum diğer çalışanların çalışma koşullarını ağırlaştıran sonuçlar doğurduğundan iş akdiniz iş bu bildirimin tarafınıza yapıldığı tarih itibariyle 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca haklı nedenle ve bildirimsiz olarak derhal feshedilmiştir.” gerekçesiyle iş akdini sona erdirdiği, işçinin sabit olan sık rapor alma eylemi nedeniyle davalının feshinin geçerli nedene dayandığı, bu fesih şekline göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, ancak feshin sendikal nedene dayandığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının ispatlanamayan sendikal tazminat talebinin reddi yerine, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/04/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2017/1505
Karar: 2018/592
Tarih: 18.01.2018

Mahkemesi : İş Mahkemesi

Dava : Davacı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:          

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili özetle; davacının davalı işyerinde 21.10.2009 tarihinde elektrik teknisyeni sıfatıyla bakım operatörü olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının iş akdinin davalı işveren tarafından önelsiz ve tazminatsız feshedildiği 10/07/2012 tarihine kadar sürdüğünü, fesih ihtarnamesinde ileriye sürülen nedenlerin yerinde olmadığını, davacının ancak zorunlu hallerde rahatsızlığına bağlı olarak istirahat raporu aldığını, davacının mazeretsiz olarak işe gitmemesi veya işe geç kalması gibi bir durumun mevzu bahis olmadığını, bir an için davacının devamsızlığının makul sınırlar dışında olduğu düşünülse dahi bu durumun feshi haklı kılmayacağını, ancak geçerli fesih sebebi yapılabileceğini, bunun da sadece işe iade davası açılması hakkını ortadan kaldıracağını, işverenin kıdem ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünün devam edeceğini, davacının işyerinde aylık 1.000,00 TL net ücret aldığını, 3 ayda bir yarım maaş ikramiye, ramazan ve kurban bayramlarında 200’er TL lik bayram harçlığı,yine ramazan aylarında 200,00 TL’lik alışveriş çeki, yemek ve servis uygulamasından yararlandığını iddia ederek; kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının faizleri ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili özetle; davacının davalı firmada 21.10.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, üretim elemanı olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini, davacının davalı işverenden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı tarafından işten çıkarken ibraname imzalandığını davacının isteği üzerine izin vermeyen amirine “Ben de o zaman ablamın çalıştığı hastaneden rapor alırım ” diyerek akabinde rapor alıp işe gelmediğini, davacının keyfince rapor alabildiği ve işe gelmediğini, davacının devamsızlığı nedeni ile daha önce de uyarılar almış bir çalışan olduğunu, davacının son istirahat raporu aldığında bir tatil yöresinde tatile çıktığının tespit edildiğini ve buna ilişkin davacıdan savunma istendiğini, bu durumun davacının sürekli başvurduğu bir yol olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 2015/6964 Esas, 2015/17138 Karar sayılı ilamı ile özetle ve sonuç olarak; “Anayasanın 141’nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.

Mahkeme karar gerekçesinde aynen “…İşverenin iş akdini derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/11 maddesinde düzenlenmekledir. Fesih bildiriminde de fesih sebebi olarak 4857 sayılı Yasanın 25/11-e bendine dayanıldığı görülmüş, iş bu maddede; “işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, işverenin meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması hali işverenin iş akdini derhal fesih hakkı olarak belirlenmiş ve davacının 5.149,00 TL kıdem tazminatı ve 2.660,00 TL ihbar tazminatı alacağının bulunduğu sonucuna varılmış…” gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı talebini kabul etmiştir. Mahkeme gerekçesinde işverenin fesih hakkı açıklandıktan sonra başka bir gerekçeye yer vermeden kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahsedilerek bu alacaklara hükmedilmek suretiyle kararın gerekçe bölümünün öncelikle kendi içerisinde ve daha sonra hüküm fıkrası ile çelişmesine yol açılmıştır.

Mahkemece bu şekilde çelişkili karar verilmesi 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 karar sayılı YİBK’na ve 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur.

Mahkemece bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı, davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Somut uyuşmazlıkta; davacı iş akdinin haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren ise feshe konu son yaşanan olayda, davacının isteği üzerine kendisine izin vermeyen amirine “Ben de o zaman ablamın çalıştığı hastaneden rapor alırım ” dediğini ve akabinde rapor alıp işe gelmediğini, davacının keyfince rapor alabildiğini ve işe gelmediğini, davacının devamsızlığı nedeni ile daha önce de uyarılar aldığını, davacının son istirahat raporu aldığında bir tatil yöresinde tatile çıktığının tespit edildiğini ve savunmasının istendiğini, davacının savunmasında, tatilde olduğunu belirttiğini ve tüm bu nedenlerle iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığını savunmuştur.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı işçi davalının 09.07.2012 tarihli ve

“İlk amiriniz …’dan bir hafta İzin istediğiniz, İlk amiriniz tarafınıza izin vermeyince kendisine “Ben de o zaman ablamın çalıştığı hastaneden rapor alırım” diyerek, 01.07.2012 tarihinde gerçekten hasta olmadığınız halde yalan beyanda bulunup ablanızın da çalıştığı hastane olan Bursa Muradiye Devlet hastanesinden istirahat raporu aldığınız, buna mukabil bir tatil yöresinde tatile çıktığınız tespit edilmiştir.Yalan beyanınız ile ilgili savunmanızı kendi el yazınızla vermenizi” içerikli savunma istem yazısına aynen;

“Rapor aldım ve ilaç tedavisi görüyorum halen. Bu arada da tatil yaptım.” şeklinde cevap vermiş olup, savunma içeriği davalının hatıra binaen sağlık raporu temin edilip tatile gidildiği şeklindeki haklı fesih nedenini teyit eder mahiyettedir. Davacı da raporlu olduğu tarihlerde tatil yaptığını zaten kabul etmiştir. Davacının doğruluk ve bağlılık ile bağdaşmadığı açık olan bu davranışı nedeniyle davalı işverenin fesihte haklı olduğu kabul edilerek, şartları oluşmayan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine, yazılı gerekçelerle kabulü hatalıdır.

F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Keyif Rapora Rağmen İş Akdinin Feshinin Haksız Olduğu Durumlar

Keyfi rapor her ne kadar iş akdinin feshi için haklı bir neden olsa da disiplin kurulu veya iş uyuşmazlıkları çözümleme kurulu kararı olmaksızın belediyede çalışan işçinin sözleşmenin feshi geçerli neden değildir.

Yargıtay’ın bu konuya ilişkin emsal kararı:


Yargıtay
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
Esas: 2016/26878
Karar: 2016/20770
Tarih: 08.12.2016

Dava Türü : İşe İade

Yargıtay İlamı

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı vekili, davacının, davalı belediye nezdinde kadrolu işçi statüsünde 01/07/2005 tarihinden, iş akdinin işverence fesih edildiği 17/04/2014 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin belediye başkanı Mustafa İnce’nin imzasının yer aldığı fesih bildirimi ile 4857 sayılı yasanın 25/I-b maddesi gereğince sağlık nedenleri ile fesih edildiğini, çalışma süresi boyunca zaman zaman sağlık sorunları yaşaması nedeni ile rapor almış ise de, sağlık sorunlarının işyerinde yaşamış olduğu stres ve baskıdan kaynaklandığını, mobbing’e maruz kalan müvekkilinin sağlığının buna dayanamadığını ve 2009 yılı Haziran ve Temmuz ayında 2 kez kalp krizi geçirerek anjiyo olduğunu ve bunun sonucunda da 25 gün hastanede yattığını, müvekkilinin almak zorunda olduğu bu raporların keyfi raporlar olmayıp, sağlığından kaynaklı ve haklı olduğunu, müvekkilinin iş akdinin feshinde gerek iş mevzuatı, gerekse TİS’e göre haklı ve geçerli bir sebebin bulunmadığını belirtip feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının belediye başkanlığı nezdinde 01/07/2005 tarihinde geçici işçi olarak işe başladığını, sonrasında belediye başkanlığının değişik birimlerinde görevlendirildiğini, iş yerinde davacıya herhangi bir baskı uygulanması söz konusu olmadığı gibi, mobbing iddialarının da geçerli olmadığını, fesih bildiriminden de anlaşılacağı üzere davacının işyerindeki 8 yıl, 9 ay, 16 günlük hizmet süresinde 26 haftalık sağlık raporunu kullanması nedeni ile bu sürenin gerek iş yasası ve gerekse TİS’ne göre haklı fesih nedeni olması nedeni ile iş akdinin fesih edildiğini, fesihle birlikte davacı hesabına kıdem tazminatı, 20 haftalık bildirim süresi karşılığı ihbar tazminatı ve kullanamadığı yıllık izin ücret alacaklarının karşılığı hak ettiği alacakların ödendiğini savunup, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, davacının kurum kayıtlarında istirahatli olduğu gün toplamının 380 gün olduğu, rapora dayanak rahatsızlıkların aynı nedene dayalı olmadıkları anlaşılmış ise de,davalı işveren tarafça fesihle birlikte davacıya kıdem ve ihbar tazminatı haklarının da ödendiği, dosya kapsamına göre feshe gerekçe olan olayların iş ilişkisinin sürdürebilmesini “çekilmez” hale gelmesi nedeniyle haklı nedenle derhal fesih sebebi ağırlığında olmamakla birlikte, iş yerini olumsuz etkileyen iş ilişkisinin sürdürülebilmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği, iş yerinde olumsuzluklara yol açan davranışlardan sayılması gerektiğinden işverence yapılan feshin geçerli nedenle yapıldığının kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı işveren Güzelbahçe Belediye Başkanlığı ile Belediye İş Sendikası arasında mevcut toplu iş sözleşmesinin hizmet akdinin yapılmasına,uygulanmasına ve sona erdirilmesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği 3. bölümün 30.maddesinde “disiplin kurulu veya iş uyuşmazlıkları çözümleme kurulu kararları olmadan işçinin işine son verilemez” düzenlemesi yer almaktadır. Ancak, dosya kapsamından, davalı işveren Belediye’nin, davacının iş akdini, disiplin kurulu veya iş uyuşmazlıkları çözümleme kurulu kararı olmaksızın feshettiği anlaşılmaktadır. Buna göre, iş yerinde geçerli TİS hükümleri uygulanmaksızın,işverence disiplin kurulu kararı alınmaksızın doğrudan feshe gidilmiş olmasına karşın, Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile feshin geçerli nedene dayandığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-İzmir 3.İş Mahkemesi’nin 2014/333E., 2016/174K.nolu kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı işyerindeki İŞE İADESİNE,

3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, davacının işe başlatılması halinde ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatları tutarlarının bu alacaktan mahsubuna,

5-Davacı tarafından peşin yatırılan harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

6-Davacı tarafça yapılan 54,20 TL harç ve 300,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL tanık ücreti, 212,00 TL tebligat-müzekkere gideri olmak üzere toplam 616,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,        

8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,

10-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 08.12.2016 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir