Kusursuz Sorumluluk

Doktrinde objektif sorumluluk, sonuç sorumluluğu veya sebep sorumluluğu olarak da ifade edilen Kusursuz Sorumluluk haksız fiilin genel şartlarını taşıyor olmasına rağmen kusur şartının aranmadığı hallerde söz konusu olan sorumluluktur.[1]

Sorumluluk hukuku temel olarak kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. Ancak kusurun olmadığı durumlarda zarar görenin tek başına bu yüke katlanmasının hakkaniyete aykırı olması ve ortaya çıkan zararın büyüklüğü karşısında kusur sorumluluğu ilkesinin yetersiz kalması nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkesi geliştirilmiştir.[2]

Kusursuz sorumluluk kavramının gelişmesine etki eden farklı düşünceler bulunmaktadır. Bunların başında “hakkaniyet düşüncesi” gelmektedir. Kusuru olmasa bile zarara sebebiyet veren kişinin zarar görenle zararı paylaşması gerektiği hakkaniyetin bir gereği olarak değerlendirilmektedir.[3] Bir işin faaliyetinden yararlanan kişilerin o işin sebep olduğu zarara da katlanmasının “denkleştirici adalet” düşüncesinin gereği olduğu kabul edilmektedir. Yarar ile zarar arasındaki bağdan hareketle faaliyetten yarar gören kişilerin kusuru olmasa bile ortaya çıkan zararın telafi edilmesine katkı sağlaması gerektiği düşünülmektedir.[4] Giriştikleri faaliyetler ve işletmeleri sonucu tehlike ve zarara sebep olma ihtimali bulunanların bu faaliyetlerden doğacak zararı tazmin etmek konusunda sorumlu oldukları kabul edilmektedir. Diğer bir düşünceye göre herkes egemenlik alanı içerisindeki şeylerin sebep olduğu zararlardan dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi halinde zararın engellenebileceği düşüncesinden hareket eden bu düşüncenin bir sonucu olarak personel istihdam edenler, hayvan bulunduranlar, evin / ailenin başkanlığını yapanlar, bina ve yapı malikleri, motorlu araç işletenler bunların sebep olduğu zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında sorumludur.[5] Diğer bir görüşe göre kendisine özen gösterme ödevi yüklenen kişi bu ödevi yerine getirmediği takdirde kusuru olmasa bile ortaya çıkacak zararlardan sorumlu tutulmalıdır.[6]

Kusursuz sorumluluktan bahsedebilmek için bir zarar bulunmalı, zarar ve sorumluluk arasında illiyet bağı olmalıdır. Sorumluluktan kurtulmak için mücbir sebebin varlığının, zarar verenin kendi kusuru ya da üçüncü şahsın kusuru ile illiyet bağının kesildiğinin ispatlanması gereklidir.[7] Meydana geliş şekli ve şiddeti itibariyle olağan şartlarda beklenmeyen ve sorumlu işletme ya da faaliyet alanının dışında kalan olaylar mücbir sebep olarak kabul edilmektedir.

Türk Borçlar Kanununda kusursuz sorumluluk halleri, hakkaniyet sorumluluğu, özen sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde üç başlık altında ele alınmıştır.


[1] Ayan, s.205.

[2] Eren, s.444.

[3] Eren, s.449.

[4]Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10.bs., Ankara, Turhan Kitabevi, 2008, s.226.

[5] Haluk N. Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11.bs., İstanbul, Beta, 2012, s.120 vd.

[6] Kılıçoğlu, s.225.

[7] Eren, s.700.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir