Öğretmenin Sevgi Gösterisi ve Cinsel İstismar İddiası

Adana Bölge Adliye Mahkemesi önüne gelen istinaf başvurusunda, bir orta okulda öğretmenlik yapan sanığın öğrencilere karşı davranışlarının “çocuğun cinsel istismarı” suçunu oluşturup oluşturmadığına, bu davranışların “babacan tavır” olarak kabul edilip edilmeyeceğine dair inceleme yapmış; sanığın beraatine karar veren Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli, E. 2017/99, K. 2017/281 sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığına karar vermiştir.

Adana BAM – 6. Ceza Dairesi
Esas No.: 2018/90
Karar No.: 2018/663
Karar tarihi: 03.04.2018

TÜRK MİLLETİ ADINA

İlk derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda;

İDDİA:

Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 22/02/2017 tarih ve 2017/3703 Esas sayılı iddianamesi ile Sanık K1 hakkında Çocuğun Cinsel İstismar suçundan dolayı TCK’nun 103/1-1.cümle(ek cümle), 103/3-d, 103/1-1.cümle(ek cümle), 103/3-d, 43/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmıştır.

YEREL MAHKEMENİN HÜKMÜ:

Adana 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarih ve 2017/99 Esas 2017/281 Karar sayılı ilamı ile sanık K1’ın Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan CMK’nun 223/2-e.maddesi gereğince beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:

Kararın katılanlar,katılanlar vekilleri ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine yapılan ön incelemede sanığın istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek istinaf başvurusu kapsamı ve dosya içeriğine göre, Suçun sübutu yönünden yeniden değerlendirme yapılması düşüncesi ile, CMK’nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.

SAVUNMA:

Sanık K1 ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; ‘Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, mağdurlardan K2 arsız, yaramaz, sınıfta sıkıntı çıkartan bir öğrenci olduğundan dolayı derslerinde problem yaşatmasın ve sınıf uslu dursun diyerek kendi dersimde başkan yaptım, daha sonra K3’de bu münvalde bir öğrenci olduğundan ve ayrıca çok iyi arkadaş olduklarından K2’nin başkan yardımcısı yaptım, kendiside bunu talep etmişti, bu olay çıkmadan evvel ben dönem sonuna doğru eski konularımı anlattım ve dersi bitirince boşluk doğdu, bu boşlukta da kitap okumalarını söyledim ancak K2 ve K3 akıllı tahtadan bu boşlukta film izlemek istediklerini söylediler, bende izlemeyeceklerimi söyledim, bozuldular, sınıfta gürültü çıkardılar, daha sonra bu kez akıllı tahtadan flash bellekten müzik dinlemek istediler, ben yine reddettem bu kez hem onlar sinirlendi hemde ben sinirlendim, sınıfta daha büyük bir kargaşa oldu, bunun üzerine ben her ikisinin başkan ve başkan yardımcılığı görevlerini kabul etmediğimi söyledim, bu olay cuma olmuştu, diğer hafta çarşamba günü geldiğimde çocukların benden iddianamede belirtir şekilde iddiada bulunduklarını öğrendim, ancak kesinlikle böyle birşey söz konusu olamaz, ben hiç bir zaman öğrencilerime bu şekilde fiziksel temas asla yapmam mümkün değildir, yıllardır öğretmenlik yaparım, 37 yıldır böyle birşey başıma hiç gelmedi, öğrencilerime yönelik fiziksel temasda da daha öncede hiç bir zaman bulunmadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sanık K1 dairemizde alınan savunmasında; ”Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim. Ben 37 yıl öğretmenlik yaptım. Mesleğimi şerefiyle ve severek yaptım. Ben iddia edildiği şekilde hiçkimseye dokunmadım. Öğrenciler, önce velinin sonra benim çocuklarımdır. Ben gerek katılanlar K3 ve K2’ye gerekse başka öğrencilere sevgi amaçlı dahi olsa hiçbir şekilde dokunmadım. K2 ve K3 sınıfın arsız ve haylaz öğrencileriydi. Kendileri başkan ve başkan yardımcısı olmak istediler. Bende kendilerine daha fazla sorumluluk vermek adına kabul ettim. Ocak ayında okulun son günleriydi. Ben eski konuları anlattıktan sonra öğrencilere serbest çalışmalarını, kitap okumalarını söyledim. K2 ve K3 sınıfta akıllı tahtada film izlemek istediler. Ben bu taleplerini reddettim benimle tartıştılar. Bir süre sonra sesler eşliğinde tekrar ikisi geldi, bu sefer flashla müzik dinlemek istediler. Ben yine reddettim. Bana bağırdılar, ben de sesimi yükselterek başkan ve başkan yardımcılıklarını aldığımı söyledim. Sınıftaki diğer çocuklar bilim projesi için sınıfta çalışıyorlardı, ona yoğunlaştıkları için K3 ve K2 ile aramızdaki bu diyaloğu duymamış olabilirler. Daha sonra ikisi bir zannedersem idareye gidip hakkımda dilekçe verip bu şekilde asılsız suçlamada bulunmuşlar. Ben suçsuzum. Beraatimi talep ederim. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

DELİLLER:

Katılan K4 ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: ”Ben olayı kızımdan pazar günü duymuştum kendisi bana öğretmeninin yaptıklarını anlatarak rehber öğretmene şikayetçi olduğunu söylemiştir, kızım biraz hareketli ancak akıllı bir kızdır nerede nasıl davranması gerektiğini bilir bu olay sonrasında evde yalnız başına kalmaktan korkmaya başladı, uykusunda irkilmeler oldu, çocuk kendisini huzursuz hissetmeye başladı, rehber öğretmene gidip sorduğumda başka öğrencilerede bu şekilde davrandığını öğrendim, kızım bana anlattığı gün kesinlikle böyle bir olayın olduğunu ifade etmiştir, şikayetçiyim, davaya katılmak isterim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılan K4 dairemizde alınan beyanında: ”Önceki ifadelerimi tekrar ederim. K6 hanım beni aramadan bir gün önce yani pazar günü akşamüstü kızımın anlatması üzerine olayı öğrendim. Kızım şuanda anlattığı şekilde öğretmeninin bazen poposuna göğsüne dokunduğunu söyledi. Ben kimsenin ekmeğiyle oynamamak için yanlış anlamış olabilirsin dedim. Hatta niçin önce bize söylemeyerek rehber öğretmene anlattığına kızdım. Ancak kızım emin olduğunu öğretmenin kendisine karşı olan davranışlarından rahatsız olduğunu söyledi. Kızım bu olay sonrasında evde yalnız kalmaktan korkmaya başladı akşamları uykusunda irkilmeye başladı. Rüyada hocasının kendisini kovalerken gördüğünü anlattı. Ben rehber öğretmenlerine sorduğumda müfettiş aşamasında başka öğrencilerinde öğretmen hakkında bu şekilde beyanda bulunduğunu söyledi. Şikayetim devam etmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılan K5 ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: ”Ben daha önce ifade verdim o ifademi tekrar ederim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak isterim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılan K5 dairemizde alınan beyanında;‘Daha önceki ifadelerimi tekrar ederim. Kızım K3 X1 Ortaokulunda öğrencidir. Aradan zaman geçtiği için tarihleri tam olarak hatırlamıyorum ancak yarıyıl tatilinden bir iki gün önce müdür yardımcısı K6 beni arayarak durumdan haberdar etmişti. Zaten okul çıkışıydı K3 servisle eve geldikten sonra bana anlattı. İlk önce K2’nin başına böyle bir olayın geldiğini, öğretmenlerinin K2’nin uygunsuz yerlerine dokunduğunu sarıldığını söyledi. O gün dersleri boşken öğretmenin kendisini de masanın yanına çağırıp, derslerin nasıl diye sorup, sohbet ettiği sırada arkadan sarılıp kalçasına dokunduğunu ve sıktığını söyledi. şikayetim devam etmektedir. Biraz öncede belirttiğim gibi müdür yardımcısı K6 hanım bizi aradığı gün K3 okul çıkışı eve geldiğinde o gün öğretmenin kendisine bu şekilde davrandığını anlatmıştı. Ben başka zamanda öğretmenin böyle davranıp davranmadığını sorduğumda kızım K3 öğretmenin daha önce de elini kendisinin beline atıp dokunduğunu ancak o zamanlar bunu kötü niyetli algılamadığını son olayda kalçasına dokununca son olayı kötü niyetli algıladığını söylemişti. Ben daha önceki ifademde bu hususu söylememiştim zaten çocuğumun psikolojisi bozulmuştu. Ben daha sonrada kızıma sorduğumda daha ayrıntılı anlatmıştı. Ayrıca benim kızım sanığın iddia ettiği şekilde haylaz ve yaramaz bir çocuk değildir. Notları da iyidir. Takdirlik bir öğrencidir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılanlar K2 ve K3’ın beyanlarının ilk derece mahkemesince sesli ve görüntülü bir şekilde AGO’da alındığı ve CD olarak dosyanın içerisinde bulunduğu görülmüştür.

Katılan K2 dairemizde alınan beyanında; ”Ben geçen sene 6.sınıfa gidiyordum. K1 öğretmen 5.sınıfta da bizim seçmeli dersimize girmişti. 6.sınıfta da bilim uygulamaları dersimize girecekti. Ben okulun ilk günü şort giymiştim. Sınıftayken K1 öğretmen beni direk ayağa kaldırarak sen başkansın dedi. Beni yanına masaya çağırdı. Duvar kenarına doğru götürdü. ”şort sana çok yakışmış” dedi ve elini bacağıma götürdü. Birkaç saniye okşadı. Bu sırada sınıfta öğrenciler vardı ancak K1 öğretmen sınıfta öğrencilere, her zaman serbestsiziniz diyordu. O yüzden benim bacağıma dokunduğunu, başka öğrenciler görmemiş olabilir. Genelde beni sınıfta tahtaya çağırıyordu. Konuşanları tahtaya yazmamı istiyordu. Bu sırada da bazen arkadan sarılıp göğsüme dokunuyordu. Bazende elini kalçama götürüp yokluyordu. Bu şekilde eli bir kaç saniye kalıyordu. Yine bir gün başka bir dersimiz boştu. Bahçede saklambaç oynuyorduk. Beton çeşmenin orada K1 öğretmen yüzü bana dönük vaziyetteyken bana sarılmıştı. Ben tebessüm ederek kurtulmaya çalıştım. Öğretmen bir kaç saniye beni sıktıktan sonra bıraktı. Bu sarılmasını K7 da görmüş, yine bazen sınıfta bazen bahçede çenemi sıkıp yanağımı öpüyordu. O zaman kadar olan olaylarda bazı dokunuşlarını kötü hissediyordum ancak bazılarını o kadar kötü hissetmiyordum. Haftada iki saat dersimize giriyordu. Hemen hemen her derste anlattığım benzer davranışlarda bulunuyordu. En son 13 ocak günü beni yine masaya çağırarak fen notumu sordu. Bende notumu söyledim. Notum oldukça iyiydi. Bu sırada elini kalçama götürüp dokundu. Sınıftakiler yine her zaman ki gibi serbestti. O gün öğretmenin iddia ettiği şekilde bizim akıllı tahtadan film izleme veya flashla müzik dinleme gibi bir talebimiz olmadı. Zaten akıllı tahtadan film izlenmez. Sadece milli eğitimin izin verdiği eba sayfası açılır. 13 ocaktan önce tarihini hatırlamadığım bir gün ben yine tahtadaydım. Konuşanlarını yazıyordum öğretmen K3’yi de masanın yanına çağırmıştı. Bu sırada öğretmenin elini K3’nin beline götürdüğünü daha sonra da aşağı tarafa doğru götürdüğünü gördüm. 13 ocak’ta bana yaptığı bu eylem sırasında K3’de tahtadaydı ben tenefüsteyken K3’ye bunu anlatıp, rehber öğretmene gidip söyleyelim mi dedim. K3’de sana dokunduğu zaman kötü amaçlı dokunduğu hissediyordum dedi. Birlikte rehber öğretmenimiz K8’e gidip durumu anlattık. 13 ocak’taki olayı tenefüste K3’ye anlatmıştım ayrıca K9’e de anlatmıştım. Daha önce de K3 ile konuşurken öğretmenin fazlaca dokunduğundan bahsetmiştik. Ancak o zamanlar bunu kötü niyetli olarak algılamamıştık. 13 ocak’taki olayda elini belime attıktan sonra kalçama ve daha aşağıya doğru götürdü ve sıktı. Ben rahatsız oldum. Bu olaylardan dolayı şikayetim devam etmektedir. Ben Ağır Ceza Mahkemesinde bu kadar ayrıntılı ifade verip vermediğimi tam hatırlamıyorum. Ben şuanda daha ayrıntılı ifade verdim. Son olaya kadar öğretmen genelde ”oy kızım” diyerek sarılıyordu. Bu sarılmalarını kötü hissetmiyordum. Sadece göğsüme dokunma olayında kötü hissetmiştim. Kötü hissetmem bir kaç saniye sürdü. Ancak son olayda kalçama ve daha aşağı kadar elini götürüp dokunup sıktığından dolayı kötü hissetmiştim ve o zaman idareye bildirme gereği duydum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılan K2 soruşturma aşamasında ÇİM’de alınan beyanında; 12 yaşındayken, X1 Ortokulunda altıncı sınıfa giderken, okulda fen bilimleri öğretmeni olan ve bilim uygulamaları dersine, haftada iki saat derse giren K1 isimli öğretmenin, derste kendisini başkan olarak seçtiğini, K1 hocanın kendisinin poposuna eliyle kıyafetlerinin üstünden dokunduğunu, bazen arkadaşlarını sessiz olmaları için uyarıda bulunduğunda kendisine sarılıp kıyafetlerinin üzerinden göğüsüne dokunduğunu, sarılarak yaptığı için belli olmadığını, olanları sınıfta başkan yardımcısı olan K3’ın da gördüğünü, ilk olarak altıncı sınıfta dokunmaya başladığını, hangi ay olduğunu tam olarak hatırlayamadığını, derslerde çoğu zaman dokunduğunu, beden eğitimi ve boş derslerde kendisini yanına çağırdığını, bu çağırmalarda da kendisine dokunduğunu, okulun dışında hiç dokunmadığını, en son 13/01/2017 günü dokunduğunu, ve durumu rehber öğretmenine anlattığını belirtmiştir.

Katılan K3 dairemizde alınan beyanında;”Geçen sene K2 ile ben 6/b sınıfındaydık. K1 öğretmen de bilim uygulamaları dersimize giriyordu. Sömestır tatiline girmeden bir iki hafta önce K1 öğretmenin dersinde K2 ve ben tahtadaydık. Çünkü K2 sınıf başkanı bende yardımcısıydım. Bizi öğretmen seçmişti. Biz kendimiz istmemiştik. Derste konuşanları tahtaya yazdığımız için genelde K2 ile ben tahtada duruyorduk. Öğretmen beni masanın yanına doğru çağırdı elini sırtıma koydu daha sonra aşağı doğru yani kalçama doğru indirdir. İki üç saniye okşama şeklinde kalçama dokundu. Ben daha sonra K2’nin yanına gidip bunu söyledim K2 ilk önce iyimser anlamda dokunmuştur. dedi 13 ocaktaki olayda da ben öğretmenin K2’nin kalçasına dokunduğunu gördüm. O gün öğretmenin belirttiği gibi film izlemeye veya müzik dinleme gibi bir talebimiz olmadı. Zaten internette yoktu. K2 ile ben tahtadaydık. Öğretmen K2’yi masaya doğru çağırdı. K2’nin yüzü sınıfa doğru dönüktü. Bu sırada öğretmenin K2’nin Kalçasına dokunduğunu gördüm. Sınıftakiler telefon ile arka tarafta oynuyorlardı. Bu yüzden arkaları dönük vaziyetteydi hatta bazıları kendi aralarında kavga ediyorlardı. Bu yüzden öğretmenin K2’ye dokunduğunu görmemiş olabilirler. Tenefüsteyken K2 bana gördün mü diye sordu bende gördüğümü belirttim ve birlikte rehber öğretmene gidip anlattık. Bana karşı olan olayı daha önce anneme anlatmamıştım zira o zaman öğretmenin dokunuşunu kötü niyetli olarak algılamamıştım. Ancak en son K2’nin 13 ocaktaki olayından sonra öğretmenin bana karşı dokunuşunun da kötü niyetli olduğunu algıladım. Ben K2’ye karşı sınıfta veya bahçede başka zaman da dokunduğunu görmedim. Sadece 13 ocaktaki olayı gördüm. Şikayetim devam etmektedir. Biz 13 ocaktaki olaydan sonra durumu rehber öğretmeniz K8 beye söyledik. K8 beyde K6 hocaya söylemiş. K6 hoca annemi arayıp haberdar ettikten sonra ben anneme söyledim. Anneme tam olarak ne zaman söylediğimi hatırlamıyorum. Ancak 13 ocak günü söylememiştim. Zira olayı düşünüyordum. Öğretmenimiz nasıl böyle birşey yapar diye kendi kendime sorguluyordum. Ayrıca ben poliste ifade verirken bana karşı öğretmenini eylemini de anlatmıştım ancak ifade de niçin bunun yazılmadığını sadece K2’ye karşı olan eylemin yazıldığını bilmiyorum. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Katılan K3’ın 16/01/2017 tarihinde Bilgi Alma Tutanağı başlıklı polisteki ifadesinde, sanığın sadece arkadaşı K2’nin poposuna dokunduğunu gördüğünden bahsettiği, kendisine karşı olan eylemden bahsetmediği anlaşılmakla çelişki nedeniyle sorulduğunda, polise de olayı anlattığını ancak niçin yazılmadığını bilmediğini belirttiği anlaşılmıştır.

Katılan K3 soruşturma aşamasında ÇİM’de alınan beyanında; X1 Ortaokulunda Bilim Uygulamaları dersine giren öğretmenin yanlış hareketler yaptığından dolayı aralarının pek iyi olmadığını, kendisinin kalçasına dokunduğunu, çoğu derste kendilerini serbest bıraktığını ve yaptıklarını kimsenin görmediğini, aynı hareketleri K2 isimli arkadaşına da yaptığını, kendisinin başkan yardımcısı olduğunu, arkadaşı K2’ye dokunduğunu gördüğünü, ilk başlarda yanlışlıkla yaptığını düşündüğünü, sonrada bilinçli yaptığını fark ettiğini, olayı rehber öğretmeni ve K2’ye söylediğini belirtmiştir.

Tanık K10 ilk derece mahkemesinde alınanbeyanında:’‘Ben sanığın öğretmenlik yaptığı okulun müdürüyüm, okulun dağılacağı sırada rehber öğretmen mağdur öğrencilerle birlikte yanıma geldiler, durumu izah ettiler, bende Emniyet Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğini söyledim, benim olayla ilgili bundan ibarettir, buna benzer daha önce sanıkla ilgili bir şikayet gelmemişti, sanığın öğrencilerle mesafesi konusunda birşey söylemem, akıllı tahtada müzik dinleme ile ilgili bir sorun yaşanıp yaşanmadığı konusunda bilgim yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K9 ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: ”Benim gözlerimle şahit olduğum bir bilgim yoktur, sadece kulaktan kulağa anlatılanları duydum, bu konuda müfettişede beyanda bulunmuştum, akıllı tahta konusunda mağdurların bir talebinin olup olmadığını hatırlamıyorum, ben okulda sanığın öğrencilere yakın davrandığını hiç görmedim, sınıftayken K2’ye öğretmenin tacizde bulunduğunu biz arkadaşlarımızla dışarıda otururken K2 yanımıza gelip söylediğinde öğrendik, biz sınıftayken ben öğretmenin K2’ye bu şekilde eylemde bulunduğunu gömedim, ben öğretmenim olan sanığın herhangi bir kötü davranışına rastlamadım, okuldada iyi bir öğretmen olarak konuşulur, Ben öğretmenimin erkek öğrencilere şiddet uyguladığını ve kızlara yakınlık gösterdiğini görmedim, şiddet olmamıştır, kız öğrencilere yakınlık gösterdiğini görmedim, ben K7’ı tanıyorum, K7 sınıf arkadaşım olur, K2 ile daha önceden biz yakındık daha sonra aramızda bir küskünlük oldu, K2 ile K7 daha sonradan birbirlerine yakınlaştılar ve iyi arkadaş oldular, K3 bizim yakın arkadaşımızdır, K2 ile K3’nin arası ben K2 ile nasılsam onlarda öyledir, normal sınıf arkadaşlarıdır, sanığın dersinde K2 sınıf başkanı K3’de yardımcısıdır, bunların nasıl seçildiklerini hatırlamıyorum, K2 ve Suda yaramaz öğrenci değillerdir, ortalığı karıştırmazlar, sınıfta kargaşa çıkarmazlar, sınıfımızda flasha yüklenerek film izlenebilir, akıllı tahtada internetten film açamayız ancak öğrenciler flash bellekle film getirdiklerinde öğretmende müsade ettiğinde film izlenebilir, ayrıca müzikte dinlenebilir, bu zaman zamanda olmuştur, K2 ve K3’nin film ve müzik dinleme konusunda öğretmenden talepde bulundukları olmamıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K9 dairemizde alınan beyanında; ”Ben mahkemede de ifade vermiştim bu ifade doğrudur. Tekrar ederim. Ben geçen sene 6/b sınıfındaydım. K2 ve K3 ile aynı sınıftaydık. Kendileri başkan ve başkan yardımcısıydı. Öğretmen görev verdiğinde tahtada duruyorlardı. Ben K1 öğretmenin Dicleye ve Sudeye cinsel amaçlı sarıldığını ve dokunduğunu görmedim. 13 ocak günü de K2 ve Sudenin öğretmenden akıllı tahtada film izlemek veya flashla müzik dinlemek gibi bir talepleri olup olmadığını hatırlamıyorum. Öncesinde de okulda K1 öğretmenle ilgili kız öğrencilere tacizde bulunduğu ile ilgili herhangi bir konuşma duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa müfettişe vermiş olduğu ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda, ”Bir kez K1 hocanın tahtada iken K2’nin omzuna elini attığını görmüştüm ancak bunun haricinde poposuna veya başka bir yerine dokunduğunu görmedim. Bunu da iyi niyetli olarak yaptığını düşünüyorum. öğretmenimiz kızlara ve erkek öğrencilere aynı şekilde davranıyordu. Ben müfettişte bir defasında öğretmenin çenemden tutarak seviyormuş gibi yaptığını söylemedim. Bana böyle birşey yapmadı. Ben müfettişteki ifadeyi de okumadan imzaladım. İfade sırasında yanımızda ailemizde yoktu.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K8 ilk derece mahkemesinde alınanbeyanında: ”Ben sanığın öğretmenlik yaptığı okulda rehber öğretmeniyim, olay günü K2 ve K3 yanıma geldiler, K3, K2’nin birşey söyleyeceğini ancak çok utandığını söyledi, bende rahat olmalarını onlara telkin ettim, bunun üzerine bilim öğretmenlerinin kendilerine uygunsuz şekilde davrandığını istemediği yerlerine dokunduğunu söylediler, bunun üzerine bizde durumu okul müdürüne ilettik, akıllı tahta ile ilgili problem olup olmadığını konusunda bilgim yoktur, ama daha öncesinde çocukların öğretmeni ile ilgili başka bir sürtüşmesi yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K8 dairemizdealınanbeyanında; ”Ben halen gazi ortaokulunda rehber öğretmen olarak görev yapmaktayım. Geçen yıl ilk sömestıra bir hafta kala cuma günü dicle ve sude isimli öğrencilere benim yanıma geldiler. K2 çok önemli birşey söyleyeceğini belirtti. Benim o an bir görüşmem vardı. On dakika sonra gelmelerini söyledim. Geldiklerinde dicle fen bilimleri öğretmeni yılmaz doyuranın kendisine istemediği şekilde dokunduğunu ve bundan rahatsız olduğunu bildirdi. O anda neresine dokunduğunu ayrıntılı olarak belirtmedi. Adını söylemek istemediği yerlerine dokunduğunu belirtti. K3 de bir defasında kendisine de dokunduğunu bir kere de dicleye dokunurken gördüğünü belirtti. Ben bu durumun ciddi bir iddia olduğunu ve müdür beye bildirmem gerektiğini söyledim. Birlikte müdür beyin yanına gittik. Orda da aynı şeyleri söylediler. Şubat ayı içerisinde okula iki tane müfettiş gönderildi. K1 beyin girdiği sınıfların listesini aldılar. İfadeleri alınacak öğrencileri tamamen kendileri seçtiler. Müfettiş ifadesi sırasında rehber öğretmen olarak bizimde gözlemci olarak katılma zorunluluğumuz vardır. Bu nedenle çocukların ifadeleri alınırken bende hazır bulundum. Şu an çocukların ifadelerini ayrıntılı olarak hatırlamam mümkün değil ancak çocuklardan bazıları öğretmenin bu tip davranışları olduğunu, ancak bazılarının babacan tavırlar bunu yaptığını düşündüğünü bazılarınında farklı bir duyguyla dokunduğunu ve o şekilde algıladıklarını söylediğini hatırlıyorum. K2 ve sudenin bana anlatmasından önce yılmaz beyle ilgili böyle bir iddia duymamıştım. Sonrasında da bizzat bana gelen herhangi bir çocuk veya veli olmadığı ancak okul idaresine başvuran ve niçin ifade sırasında haberdar olmadıklarını belirten veliler olmuş. Müfettişteki ifade sırasında veliler yoktu. Ben müfettişlere sorduğumda velilerin bulunmasına gerek olmadığını söylediler. Müfettiş ifadesi sırasında müfettişlerin herhangi bir baskıcı yada sert tutumu olmadı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K7 ilk derece mahkemesinde alınanbeyanında: ”Sanık benim öğretmenim olur, ben mağdurlar K2 ve K3 ile aynı sınıfta öğrenciyim, bir gün öğretmenime selam vermek için yanına gittiğimde bana sıkı sıkı sarıldı, bırakmadı, ben bu dokunuşunu kötü hissettim, ben K2’ye olan dokunmalarınıda gördüm, benimde ensemi okşadı, K2’yede sarılırken omuzlarını okşadığını gördüm, zaman zaman öğretmenimiz bize sarılıyordu, akıllı tahta konusunda herhangi bir tartışma olmadı, ayrıca o gün K2’nin başkanlıktan alınma gibi bir durumu olmadı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K7 dairemizde alınan beyanında; ”Ben geçen sene 6/b sınıfındaydım. K2 benim samimi arkadaşımdır. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum. Ancak geçen sene ilk yarı yıl tatilinden önce bir gün okul çıkışında annemin işyerine giderken yolda K1 öğretmenle karşılaştım kendisine merhaba demek istedim. Öğretmen bana sarıldı. Ensemden aşağı doğru sırtımın ortasına kadar elini indirdi. Bunun haricinde kalçama veya başka bir yerime dokunmadı. Ancak çok sıkı sarılmıştı. Ben kurtulmak istememe rağmen daha çok sıkarak sarıldı. Ben annemin işyerinin karşıda olduğunu söyleyince beni bıraktı. Ben o zaman bu sarılışını kötü niyetli olarak algılamamıştım. Müfettiş çağırdıktan sonra kötü niyetli olduğunu düşünmeye başladım. Yine bir gün tenefüsteyken çeşmenin orda bana sarıldığı gibi K2’ye sarıldığını gördüm. Bilim uygulamaları dersinde öğretmen genelde bizi serbest bırakıyordu. Erkekler çok ses çıkarıp yaramazlık yaptığı için bazen onlara bağırıyordu. Sıraları dolaşırken öğrencilerin saçını okşayıp elini omzuna atıp sarılıyordu. Bunu daha çok kız öğrencilere yapıyordu. Çünkü erkek öğrenciler belirttiğim gibi yaramazlık yapıp bağırıyordu. Ben K1 öğretmenin K3’nin poposuna dokunduğunu görmedim ancak K2’nin kalçasına dokunmuş olabilir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dairemizce tanığın sadece gördüğü hususu söylemesi istendiğinde, ”K2’nin göğsüne dokunmuş olabilir” dediği tekrar sorulduğunda, ”Öğretmen K2’nin göğsüne dokundu.” dediği, tanığa bu olayı nerde olduğu sorulduğunda, ”Sınıftaydık, K2 başkan olduğu için tahtadaydı. K3 de tahtadaydı. Öğretmen K2’ye sarıldı. Bu sırada eli K2’nin göğsüne dokundu. Uzun bir dokunuş değildi. Bu sırada ben tahtaya doğru baktığım için bunu gördüm. K2’nin yüzü de bize doğru dönüktü.” dediği, tanığa bu dokunuşun nasıl olduğunu fiziken göstermesi istendiğinde, ”K2’nin yüzü bize doğru dönükken öğretmen yanına gelip sağ kolunu K2’nin arkasından önüne doğru uzattı. Bu sırada sağ eli K2’nin göğsüne dokundu.” dediği, ilk derece mahkemesindeki ifadesi okunup sorulduğunda, mahkemede bizim sorduğumuz kadar ayrıntılı sormadıkları için sadece ifadesinde geçenleri belirttiğini belirtmiştir.

TanıkK11 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/f sınıfında okuyordum K2yi hiç tanımam K3 ilkokul arkadaşımdı ancak ortaokulda herhangi bir samimiyetimiz yoktu. K1 hoca hiç bizim dersimize girmedi. Ancak kendisini tanıyorum. Bir kez gözetmen olarak sınıfımıza girmişti. Ayrıca nöbetçiyken de kendisini bahçede görüyordum. Bazen kendisine bisküvi çikolata ikram ediyordum. Kendisi de teşekkür anlamında elini omzuma atıyordu. Bunun haricinde bana karşı herhangi bir eylemi olmadı. Bunu da tamamen iyi niyetli olarak yaptığını düşündüm. Halen de öyle düşünüyorum. K2 ve K3’ye karşı herhangi birşey yaptığını görmedim ve duymadım. Müfettişe ifade vermeden önce de okulda K1 öğretmen hakkında kız öğrencilere tacizde bulunuyor şeklinde herhangi birşey duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa müfettişe vermiş olduğu ifadesi okunup sorulduğunda, ”ben K1 öğretmenin yanaklarımı öptüğünü hatırlamıyorum. Belirtiğim gibi elini sıvazlama anlamında omzuma atmıştı. Elini belime attığını hatırlamıyorum. Olsa bile bunu da sıvazlama anlamında ve teşekkür babında kötü niyetli olmaksızın olduğunu düşünüyorum. Şimdiki ifadem daha doğrudur.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K12 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/I sınıfında okuyordum K2 ve K3’yi tanımıyordum. K1 öğretmen geçen sene bizim fen ve bilim uygulamalar dersine giriyordu. Ben K1 öğretmenin K2 ve K3 isimli öğrencilere cinsel amaçlı dokunduğunu görmedim ve duymadım. Benimde uygunsuz yerlerime herhangi bir dokunuşu olmadı sadece öğretmenimizi sevdiğim için ona birkaç kez nenemin bahçesinden asma yaprağı ve badem götürmüştüm öğretmende teşekkür anlamında benim çeneme ve başıma dokunmuştu. Bunun haricinde bana sarılması veya elini göğüs kısmıma sürtmesi gibi birşey olmadı. müfettişe ifade vermeden önce de okulda K1 öğretmen hakkında kız öğrencilere tacizde bulunuyor şeklinde herhangi birşey duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa müfettişe vermiş olduğu ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda, ”benim şimdiki ifadem doğrudur. Ben öğretmenimizin elini göğüs kısmına sürttüğünü ve bana sarıldığını söylemedim. İfademi de tam okumadan imzaladım. Okuyacaktım ancak tam olarak okuyamadım zira öğretmenimizi derse çağırmıştı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K13 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/I sınıfında okuyordum K2 ve K3’yi tanımıyorum. K1 öğretmen geçen sene bizim fen ve bilim uygulamaları dersine giriyordu. Ben K1 öğretmenin K2 ve K3 isimli öğrencilere cinsel amaçlı dokunduğunu görmedim ve duymadım. Öğretmenin bana karşı da uygunsuzu herhangi bir davranış ve dokunuşu olmadı. Öğretmenimiz sınıftaki kız ve erkek öğrencilere bazen sevgisini göstermek anlamında başını okuşuyordu, omuzlarından tutuyordu. Ancak hiçbir öğrencinin göğsüne, kalçasına dokunduğunu görmedim. Bana karşıda böyle bir davranışı olmadı. K1 öğretmen hakkında okulda böyle bir konuşmada duymadım. bir kez nöbetçi olduğumuzda sınıf defterini 6/b sınıfına götürürken K1 hocanın elinin K2’nin belinde olduğunu gördüm. Başka birşey görmedim.müfettişe ifade vermeden önce de okulda K1 öğretmen hakkında kız öğrencilere tacizde bulunuyor şeklinde herhangi birşey duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa Müfettişe vermiş olduğu ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda, ‘‘benim şimdiki ifadem doğrudur. Ben öğretmenimizin benim göğüs kısmıma bastırarak sarıldığını, kalçalarımı ellediğini ve sıktığını söylemedim. sadece bir kez K14 geç kalınca seni yok yazacağım demişti.Sonra K14 ağlayınca öğretmen biraz önce belirttiğim gibi iyi niyetli olarak omzuna dokunup tamam affettim geç yerine otur demişti. Bunun haricinde K14ya sarılması olmamıştı. Ben müfettişteki ifadeyi okumak istedim. Ancak okutmadan imzalattırdılar. Bu sırada K12’da yanımdaydı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K15 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/h sınıfında okuyordum. K1 öğretmen bilim uygulamaları dersine giriyordu. Ben K2yi tanıyorum ancak K3yi tanımıyorum. K1 öğretmenin K2 ve K3’ye cinsel amaçlı dokunduğunu görmedim ve duymadım. Sadece K16 isimli arkadaşımdan, bu olay okulda duyulmaya başladığı zaman K1 öğretmenin arkadaşı K2’ye birşey yaptığını duydum. Ancak ne yaptığını söylemedi. Öğretmen bazen sevgi anlamında iyi niyetli olarak başımızı okşuyordu. Bu davranışında herhangi bir art niyet görmedim. Yine bazen iyi niyetli olarak hem kız hem erkek öğrencilere sarılıyordu. Benim popoma veya göğsüme dokunması gibi birşey olmadı. müfettişe ifade vermeden önce de okulda K1 öğretmen hakkında kız öğrencilere tacizde bulunuyor şeklinde herhangi birşey duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa müfettişe vermiş olduğu ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda, ”benim şimdiki ifadem doğrudur. Ancak bazen soru sormak için öğretmenin masasına gittiğimde elini omzuma atıyordu. Daha sonra aşağı belime kadar elini indiriyordu. Ancak popoma kadar elini indirmedi. popoma dokunması olmadı. Ben hergün okulda olanları anneme anlatırım. Bunuda iyi niyetli olarak algılamama rağmen anneme anlattım. Annemde çok fazla öğretmenin yanında durma dedi. Bunun haricinde dersine bir daha girme gibi birşey söylemedi zaten bende K1 öğretmenin dersine girmeye devam ettim. Ben öğretmenin bu davranışını yaşlı olduğu için sevgisini göstermek adına iyi niyetli olarak yaptığını düşünüyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K17 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/b sınıfındaydım. 5.sınıfta başka bir okulda okuyordum. Geçen sene K1 öğretmen bilim uygulamaları dersine giriyordu. Ve kendi dersinde K2yi başkan olarak,K3y’i de başkan yardımcısı olarak seçti. Zaten kendileri de istekliydi. K2 ve K3 genelde tahtada duruyorlardı. Biz bazen tahtada soru çözüyorduk. Soru çözecek arkadaşları sınıf başkanı kaldırıyordu. Ben sınıftayken K1 öğretmenin K2’nin ve K3’nin göğsüne veya poposuna dokunduğunu görmedim. 13 ocak günü K2 ve K3’nin film izleme veya müzik dinleme isteklerini olup olmadığını hatırlamıyorum ancak bazen seçmeli derslerde öğrenciler genel olarak film izlemek istiyordu. Ama izlememiştik. Soru çözüyorduk. Öncesinde de K1 öğretmen hakkında okulda böyle birşey konuşulduğunu duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K18 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/b sınıfında okuyordum. Ben K1 öğretmenin K2 veya K3’nin cinsel bölgelerine dokunduğunu görmedim veya duymadım. Müfettişte ifade verene kadar da K1 öğretmen hakkında böyle bir konuşma duymadım. K1 öğretmen bazen derste kız ve erkek öğrencilerin omzuna veya beline elini atıyordu. Bu şekilde K2 ve K3’nin de beline elini attığı olmuştur. Ancak bunun haricinde kimsenin kalçasına veya göğsüne dokunduğu olmadı. Elini omza veya bele atma şeklindeki davranışlarında da kötü niyetli olduğunu düşünmedim. K1 öğretmen genel olarak herkese böyle samimi davranıyordu. Ben daha önce K1 öğretmenle ilgili böyle bir iddia duymamıştım. Ancak ikinci dönemin başladığı gün okula geldiğimde bu şekilde söylentiler söylenmeye başlamıştı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık K19 dairemizde alınan beyanında: ”Ben geçen sene 6/b sınıfında okuyordum. K2 ve K3 benimle aynı sınıftaydı. K2 sınıf başkanı K3 de yardımcısıydı. Ben K1 öğretmenin dicle ve sudenin dokunulmayacak herhangi bir yerine dokunduğunu görmedim. 6.sınıfın ilk yarısının sonlarına doğru K2 ve K3nin öğretmenden akıllı tahtada film izleme veya flashla müzik dinleme gibi bir talepleri olmadı. K1 öğretmen bazen bazı arkadaşların omzuna elini atardı ancak kötü niyetli olarak cinsel amaçlı olarak kimseye dokunduğunu görmedim. Bir kez sınıfta tahtadayken öğretmenini elini diclenin beline attığını gördüm. Ancak elini daha aşağı yani poposuna indirdiğini görmedim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanığa müfettişe verdiği ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda, ”benim şimdiki ifadem doğrudur. Öğretmenin elini K3nin beline attığını hiç görmedim. Bir kez biraz önce belirttiğim gibi K2nin beline elini attığını gördüm. Ancak başka birşey görmedim.şikayet olayından öncede K1 öğretmen hakkında okulda kız öğrencilere dokunuyor tarzında birşey duymadım. Şikayet olayından sonra duymaya başladım. Öğretmen benim omzuma elini atmış olabilir hatırlamıyorum. Ancak ben kötü niyetli herhangi birşey hissetmedim. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA; Dosyada mevcut bilgi ve belgeler, dinlenilen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkeme kararının içeriğinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Ceza Genel Kurulunun 06/06/2017 tarih 2015/10-1250 esas ve 2017/312 karar sayılı ilamında Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.” yönündeki içtihadı ışığında ve sanık savunması, katılanların beyanları, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında somut olayımızı değerlendirdiğinde;

Katılanlar K2 ve K3’ın suç tarihinde X1 Ortaokulunda 6.sınıf öğrencisi oldukları, sanık K1’ın söz konusu okulda öğretmen olarak görev yaptığı ve katılanların bulunduğu sınıfa bilim uygulamaları öğretmeni olarak derse girdiği, sanığın katılan K3’ye bir kez elleriyle kalçasına dokunmak suretiyle, katılan K2’ye de birden fazla kez kıyafetlerinin üzerinden göğsüne ve poposuna dokunmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu iddiası ile kamu davası açıldığı, sanık hakkındaki yargılamayı yapan Adana 6.Ağır Ceza Mahkemesince sanığın üzerine atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nun 223/2-e.maddesi gereğince sanığın beraatine karar verildiği, katılanlar vekillerinin ve Cumhuriyet Savcısının istinaf talebi üzerine dosyanın dairemize geldiği, dairemizce yapılan ön incelemede, sanık hakkındaki idari soruşturma aşamasında müfettiş tarafından dinlenilen ve sanığın kendilerine karşı da benzer eylemlerde bulunduğunu söyleyen ya da sanığın katılanlar K2 ve K3’ye karşı olan dokunma tarzındaki eylemlerini gördüğünü söyleyen birçok öğrencinin ilk derece mahkemesinde dinlenmemiş olması nazara alınarak suçun sübutu yönünden yeniden değerlendirme yapılması düşüncesi ile duruşma açılmış olup, dairemizdeki duruşmada müfettişe ifade veren öğrencilerden birçoğu tanık olarak dinlenmiş olup, yine katılanların da dairemizde tekrar beyanları alınmış olup, yargılama sonunda mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğinin toplanıp hükümde gösterilen ve tartışılan delillerle belirlenmiş olması karşısında beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, katılanlar vekillerinin ve O Yer Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Şöyle ki sanık, yargılamanın başından beri aşamalardaki değişmeyen ifadesinde suçlamayı kabul etmeyerek öğrencileri olan katılanlara karşı cinsel amaçlı herhangi bir fiziksel temasta bulunmadığını belirtmiştir. Katılan K2 beyanlarında 6.sınıfın başından beri sanığın elini bacağına götürüp birkaç saniye okşama, arkadan sarılıp göğsüne dokunma, elini kalçasına götürme, sarılma, yanağından öpme şeklinde eylemlerde bulunduğunu, en son 13 ocak günü elini kalçasına götürüp dokunduğunu, daha önceki sarılmalarını kötü hissetmediğini sadece göğsüne dokunma olayını kötü hissettiğini, bu durumun birkaç saniye sürdüğünü ancak son olayda kalçasına ve daha aşağı kadar elini götürüp dokunup sıktığından dolayı kötü hissettiğini ve o zaman idareye bildirme gereği duyduğunu belirtmiştir. Katılan K3, 13 ocaktaki olayda sanığın K2’nin kalçasına dokunduğunu gördüğünü, bu olaydan bir iki hafta kadar önce sanığın kendisi tahtadayken elini sırtına koyup daha sonra kalçasına doğru indirdiğini, iki üç saniye okşama şeklinde kalçasına dokunduğunu ancak bu olayı hemen annesine anlatmadığını, zira o zaman öğretmenin dokunuşunu kötü niyetli olarak algılamadığını, en son 13 ocakta K2’ye karşı dokunuşundan sonra öğretmenin kendisine karşı dokunuşunun da kötü niyetli olduğunu algıladığını, sanığın K2’ye karşı sınıfta veya bahçede başka zamanlarda da dokunduğunu görmediğini, sadece 13 ocaktaki olayı gördüğünü, aynı gün olayı annesine anlatmadığını, rehber öğretmenine söylediklerini, rehber öğretmenlerinin K6 hocaya söylediğini, K6 hoca annesini arayıp haberdar ettikten sonra annesine söylediğini belirtmiştir. Katılan K3’nin 16/01/2017 tarihinde Bilgi Alma Tutanağı başlıklı polisteki ifadesinde sadece 13 ocaktaki olayda sanığın K2’nin poposuna dokunduğunu gördüğünü belirttiği, bunun haricinde kendisine karşı olan dokunmasından hiç bahsetmediği görülmüş, ayrıca katılan K3’nin annesi olan katılan K20 da müdür yardımcısı K6 hanımın kendisini arayarak durumdan haberdar ettiğini, aynı gün okul çıkışı kızı olan K3’nin eve geldiğinde o gün öğretmeninin kendisinin kalçasına dokunduğunu söylediğini ayrıca öğretmeninin daha önce de elini kendisinin beline atıp dokunduğunu ancak o zamanlar bunu kötü niyetli olarak algılamadığını, son olayda kalçasına dokununca kötü niyetli olarak algıladığını belirttiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkındaki idari soruşturma sırasında müfettişe ifade veren öğrencilerden bazıları sanığın kendilerine karşı da benzer şekilde dokunmaları olduğunu belirtmiş, yine öğrencilerden bazıları sanığın katılanlara karşı olan bazı eylemlerini gördüklerini ifade etmiş, bu şekilde beyanda bulunun öğrenciler dairemizce tanık olarak dinlenmiş olup, dairemizde alınan beyanlarında sanığın katılanlar K2’ye ve K3’ye karşı cinsel amaçlı sarıldığını ve dokunduğunu görmediklerini, sanığın kendilerine karşı da cinsel amaçlı göğüslerine veya popolarına dokunma tarzında bir eylemlerinin olmadığını, müfettişteki beyanlarının doğru olmadığını, zira ifade sırasında yanlarında ailelerinin olmadığını, ifadeyi de okutmadan imzaladıklarını belirtmişler, yine dairemizce dinlenen tanıklar genel olarak sanığın öğretmenleri olarak bazen sevgi göstermek anlamında iyi niyetli olarak sarıldığını, başlarını okşadığını, omuzlarına dokunduğunu belirtmişlerdir.

İlk derece mahkemesince de tanık olarak dinlenilen ve katılanların yakın arkadaşı olduğu için beyanına itibar edilmediği belirtilen tanık K7 dairemizce de tanık olarak dinlenilmiş olup, beyanında bir gün okul çıkışında öğretmenin kendisine de sıkı sıkı sarıldığını, bunun haricinde kalçasına veya başka bir yerine dokunmadığını, o zaman bu sarılışın kötü niyetli olarak algılamadığını, müfettiş çağırdıktan sonra kötü niyetli olduğunu düşünmeye başladığını, bir gün tenefüsteyken çeşmenin orada kendisine sarıldığı gibi K2’ye sarıldığını gördüğünü, öğretmenin sıraları dolaşırken öğrencilerin saçını okşayıp, elini omzuna atıp sarıldığını, K1 öğretmenin K3’nin poposuna dokunduğunu görmediğini, ancak K2’nin kalçasına dokunmuş olabileceğini belirtmiş olup, tekrar sorulduğunda K2’nin göğsüne dokunmuş olabileceğini belirttiği, tekrar sorulduğunda K2’nin göğsüne dokunduğunu, bu dokunuşun da kendileri sınıftayken ve K2 tahtadayken olduğunu belirtiği anlaşılmıştır. Tanığın ilk derece mahkemesinde alınan beyanında ise, sanığın sadece K2’ye olan dokunmalarını gördüğünü, K2’ye sarılırken omuzlarını okşadığını gördüğünü belirttiği anlaşılmış olup, dairemizce sorulduğunda o zaman ayrıntılı olarak sorulmadığı için sadece ifadesinde geçenleri söylediğini belirttiği anlaşılmıştır.

Gerek ilk derece mahkemesinde gerekse dairemizde dinlenilen tanık beyanları nazara alındığında sadece tanık K7’ın sanığın K2’ye karşı olan eylemi gördüğünden bahsettiği ancak buna dair ifadesinin de çelişkili olduğu, zira ilk derece mahkemesinde sanığın sadece K2’ye sarılırken omuzlarını okşadığını belirtmiş olup, dairemizdeki beyanında sanığın K2’nin kalçasına dokunmuş olabileceğini belirttiği, daha sonra göğsüne dokunmuş olabileceğini belirttiği, daha sonrada göğsüne dokunduğunu belirttiği anlaşılmış olup, tanığın beyanlarındaki çelişkiler, dairemizce dinlenilen ve öğrenci olan diğer tanıkların beyanları nazara alındığında katılan K2 ile samimi arkadaş olduğu anlaşılan tanık K7’ın aleyhe olan beyanlarına itibar edilmemiş, yukarıda da belirtildiği üzere katılanların ifadelerindeki çelişkiler, katılan K3’nin polisteki ilk ifadesinde sanığın kendisine karşı olan herhangi bir eylemden bahsetmemesi, daha sonraki ifadelerinde sanığın kendisine karşı olan elini kalçasına doğru indirmesi eylemini ilk başta kötü niyetli olarak algılamadığını belirtmesi, her iki katılanın da olayları ilk başta ailelerine anlatmamış olmaları,tanık K8’in beyanına göre, katılanların televizyonda izledikleri bir diziden de etkilenerek sonradan öğretmenlerinin bu dokunmalarını kötü niyetli olarak algıladıklarını rehber öğretmenlerine belirtmiş olmaları, bu bağlamda katılanların sanığın her dokunuşunu anlatmaya yönelik çabalarıyla öğretmenleri olan sanığın kendilerine karşı olan bütün temaslarını cinsel amaçlı bir dokunmaymış gibi anlatmış olabilecekleri, sanığın eylemlerinin çoğunun sınıf içinde olduğunun belirtilmesine rağmen diğer öğrencilerin bunu görmemiş olmasının hayatın olağan akışına uygun ve inandırıcı olmaması, dinlenilen tüm tanık beyanlarına göre sanığın, öğrencilerine sarılıp, başlarını okşama, omuzlarına dokunma tarzında eylemlerinin olduğu, ancak olanların sınıf içerisinde herkesin önünde gizlenmeden yapılmasından dolayı sanığın bu dokunmalarının cinsel amaçlı olduğundan bahsedilemeyeceği, beyanına itibar edilmeyen tanık K7 dışındaki diğer tanıkların da beyanlarında sanığın gerek kendilerine gerekse katılanlara karşı cinsel amaçlı herhangi bir dokunuşu olmadığını belirtmeleri nazara alındığında, katılanların sanığın eylemlerinin yerine ve şekline ilişkin anlatımları da dikkate alındığında, sanığın savunmasının aksine üzerine atılı suçları işlediğine ve davranışlarının cinsel amaçlı olduğuna dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, tarafsız ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmış böylece yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince sanığın CMK’nun 223/2-e.maddesi gereğince beraatine yönelik kararında herhangi bir isabetsizlik olmadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğinin toplanıp hükümde gösterilen ve tartışılan delillerle belirlenmiş olması karşısında beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, katılanlar vekillerinin ve O Yer Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerine bırakılmasına,

Dair, Sanık, sanık müdafi, katılan K4, Katılanlar K20 vekili ve K3 vekili Av.K21 ile katılan K2 vekili Av.K22’nin yüzüne karşı, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı K23’in huzurunda, mütalaaya uygun, CMK.nun 291/1-2. Maddeleri gereğince sanık ile katılanlar K4,K20,K3 ve K2 yönünden hükmün açıklanmasından itibaren, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, temyiz yoluna başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceği ihtarı ileoybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/04/2018

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir