Takdir Yetkisinin Yargısal Denetiminin Esasları

Anayasanın 125/4. ve İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/2. maddelerinde, idarenin takdir yetkisinin bulunduğu durumlara, yargı denetiminin yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte takdir yetkisine dayalı amaç unsuru bakımından hukuka uygunluğunun belirlenmesi için yargısal denetim söz konusudur.[1]

İdarenin takdir yetkisi, belirli sınırlar içinde kullanılması gereken bir yetki olup yargı denetimine tabidir. Yargı denetimi, idari takdir yetkisinin; yasaların öngördüğü sınırlar içinde kalıp kalmadığı, hukuka aykırı bir tutum ve davranışı içerip içermediği ve kamu yararı için kullanılmış olup olmadığı yönünden, kısıtlı biçimde yapılır.[2] Bu kısıtlı denetimin gerekçesi Anayasanın 125. maddesinde yer alan, yargı yetkisinin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olduğu, yerindelik denetimi yapılamayacağı ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak bir karar verilemeyeceği hükmünde yer almaktadır.[3]

A. Takdir Yetkisinin İlkelerine Uygunluğunun Denetimi

Takdir yetkisi daha çok idari işlemin sebep unsuru ile ilgilidir. Bu yüzden de Danıştay, takdir yetkisini denetlerken kullandığı ölçütleri sebep unsuruna dayanarak kullanmakta olup Avrupa Konseyi’nin tavsiye kararlarını dikkate almaktadır.[4] Buna göre; yönetim takdir yetkisini kullanırken uyması gereken ilkeleri gözetmekle yükümlüdür. Yetkinin veriliş amacından başka bir amaç güdemez. Somut olaya ilişkin öğeleri dikkate alarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyması, hakkaniyete uymayan ayrımcılıktan kaçınarak yasa önünde eşitlik ilkesini gözetmesi, işlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında bir denge sağlaması, işlemi her somut olaya göre belirlenen makul bir süre içinde yapması gereklidir. İdare genel idari direktifleri her olayın özelliklerini göz önünde tutarak istikrarlı bir şekilde uygulayacaktır. Takdir yetkisinin kullanımını düzenleyen tüm genel idari direktifler alenidir veya ilgilinin istemi üzerine işlemden önce veya sonra ilgiliye, uygun bir şekilde ve yeterli içerikte bildirilir. Bir idari makam takdir yetkisini kullanırken, kişilerin haklarına, özgürlüklerine veya menfaatlerine zarar verecek şekilde genel idari direktiften ayrılırsa ilgili, kararın gerekçesinden haberdar edilir. Bu bilgilendirmenin de makul sürede gerçekleşmesi gereklidir.

Takdir yetkisinin hangi doğrultuda uygulanması gerektiğini belirleyen ölçütler hukukilik denetimi yaparken dikkate alınacak ve işlemin iptal nedeni olabilecektir. İşlemin gerekçesiz, Anayasal ilkelerden uzak, kanunun özel amacına aykırı, kamu yararı ve hizmetin gereklerine aykırı olması, kanunun açıkça yasakladığı bir işin yapılması veya yapılmaması durumlarına kanuna aykırılık oluşacaktır.

B. Takdir Yetkisinin Yerindelik Denetimi Yapılamaz

İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.

Kendisine takdir yetkisi tanınan durumlarda idare, çeşitli çözüm yollarından hangisini seçerse seçsin, hukuka uygun davranmış olacağından, seçilen bu çözüm yolunun uygun olup olmadığını denetlemek, yargının “yerindelik” denetimi yapması sonucunu doğuracağından ve hukuka aykırı olacağından, yargının denetimi, yönetimin takdir yetkisinin sınırlarını aşıp aşmadığı ile ilgili olmak zorundadır. [5]

İdarenin maddi olayların değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi, belli bir yönde hareket edip etmeme serbestliği, harekete geçme yer ve zamanının saptanması serbestliği, kullanılacak yöntem, araç ve gerecin seçimi serbestliği bulunmakta olup, “yerindelik denetimi yapılamaz” ilkesi gereğince bu alanlarda yargısal denetim yapılamayacaktır.

Disiplin kararlarının yargısal denetimi yapılırken memurun işlediği eylemin maddi olarak meydana gelip gelmediği, söz konusu eylemin disiplin suçu teşkil edip etmediği, eylemin suçlanan memur tarafından işlenip işlenmediği, memurun eylem anında cezai ehliyetinin olup olmadığı, uygulanan disiplin cezasının suça uygunluğu, cezanın adalet, nesafet ve ölçülülük (orantılılık) prensiplerine göre kabul edilebilirliği ve neticesinde idari işlemin unsurları olan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka uygun olup olmadığı araştırılacaktır.[6]


[1] Atay, a.g.e., s. 405.

[2] Gözübüyük, a.g.e., s.334.

[3] Korkmaz, a.g.m., s.249.

[4] Ramazan Çağlayan, “Türk Hukukunda İdarenin Takdir Yetkisinin Yargısal Denetimi”,Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, C.VII, S. 3-4, Ankara 2003 s.183.

[5] Erol Alpar, Yönetimin Hareket Serbestisi Alanının Yargısal Denetimi ve Sınırları, Danıştay Matbaası, Ankara, 1990, s.36.

[6] Taşkın, a.g.e., s. 367.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir