İdarenin Takdir Yetkisi

Yetki, idari işlemlerin, yasal olarak yetkilendirilmiş kişilerce, yasal esaslar dâhilinde yapılabilme yeteneği olarak tanımlanır.[1] İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır.

İdarenin belli bir şey yapması ya da belli bir davranışta bulunması kesin bir biçimde emredilmiş ise bu durumda “bağlı yetki” söz konusudur.[2]

Takdir yetkisinde ise bunun tersi bir durum söz konusu olup, yönetim yetkiyi kullanıp, kullanmamakta serbesttir. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok hareket serbestisi tanınmış ise “takdir yetkisi” söz konusudur. Takdir yetkisinde, idarenin elinde birden çok çözüm yolu (seçenek) vardır.[3]

A. Takdir Yetkisi Kavramı

Takdir yetkisi, bir kamu görevlisinin, hukuka uygun olmak şartıyla, belirli durumlarda, hâkimin veya başkalarının kontrolü olmaksızın, kendi düşüncesi ve vicdanî kanaatine göre hareket etme yetkisini veya hakkını ifade eder.[4]

İdarenin takdir yetkisinden söz edilebilmek için; idareye verilen yetkinin nasıl ve ne şekilde kullanılacağının mevzuatta açıkça gösterilmiş olmaması, bir işlem ya da fiilin yapılmasında kanunen geçerli birden fazla yolun bulunması ve idarenin bu yollardan dilediğini seçebilmesi gerekir.

İdarenin Takdir Yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etme imkânına sahip olmasıdır.[5]

B. Takdir Yetkisinin Gerekliliği

Toplum hayatının zorunlulukları idareye takdir yetkisi tanımayı kaçınılmaz kılmaktadır. Ortak ihtiyaçların günden güne artması ve devletin görevleriyle ilgili anlayışların değişmesi sonucu idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin alanı sürekli genişlemekte ve pek çok bakımdan teknik ve uzmanlık gerektirir hal almaktadır.[6]

İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini, alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Yasa koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamakta, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda takdir yetkisinden söz edilir.[7]

İdarî faaliyetlerdeki artış, ortaya çıkan yeni sorunlar, idareye takdir yetkisi ve esneklik verilmesi yoluyla çözüme kavuşturulabilir. Böylelikle idarede etkinlik ve verimlilik sağlanabilir. Takdir yetkisi, karara bağlanacak olayın esaslı özelliklerine inebilme imkânını açmakla, hukuk devletinde hakkaniyet ve amaca uygunluğun gereğini yerine getirmektedir.[8]

C. Takdir Yetkisinin Belirlenmesi

İdarenin takdir yetkisinden bahsedebilmek için; ortaya çıkan bir olay karşısında idarenin nasıl bir yol izleyeceğinin mevzuatta ayrıntılı olarak gösterilmemiş olması, sorunun çözümünde kanunen birden fazla yolun bulunması ve işlemi yapabilecek idarenin bu çözümlerden dilediğini seçme hakkına sahip olması gerekir.[9]

İdareye takdir yetkisinin verilip verilmediğini anlayabilmek için, öncelikle, kanunun cümle yapısına, kullandığı sözcük ve terimlere bakmak gerekir. Kanunun metninde, yetkiye kullanılırken kamu görevlilerinin düşüncelerine ve eğilimlerine işaret edilmekte ise veya “elverişli”, “uygun”, “yerinde”, “yeterli” vb. gibi kavramlar kullanılmışsa ya da, “…ebilir”, “…abilir” gibi seçimlik bir görevi ifade eden sözcükler kullanılmışsa, idarenin takdir yetkisi vardır.[10]


[1] Ender Ethem Atay, İdare Hukuku, Ankara, Turhan Kitabevi, 2006, s. 343.

[2] Kadir Korkmaz, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda Kullanımı”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIII, S: 1-2, 2009, s. 242.

[3] A. Şeref Gözübüyük, Yönetim Hukuku, 26. B., Turhan Kitabevi, Ankara, 2008, s. 332.

[4] Halil Kalabalık, “İdare Hukukunda Takdir Yetkisi Kavramı ve Benzer Kurumlarla Karşılaştırılması”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 2, Aralık 1997, s. 205.

[5] Kalabalık, a.g.m., s.206.

[6] Kalabalık, a.g.m., s.207.

[7] Gözübüyük, a.g.e., s.332.

[8] Vecdi Aral, Hukuk ve Hukuk Bilimi Üzerine, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1992, s. 208.

[9] Atay, a.g.e., s. 343.

[10] Şükrü Karatepe, “İdarenin Takdir Yetkisi”, Türk İdare Dergisi, Y: 63, S: 392, Eylül 1991, s.73.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir