Kardak Kayalıkları Krizi

Yunan kaynaklarında “Imia” olarak anılan Kardak (İkizce) Kayalıkları, Ege denizinin güneydoğusunda, Menteşe Adaları (Oniki Ada) bölgesinde Türkiye’ye 3,6 ve 3,9 deniz mili uzaklıkta bulunan iki adet kayalıktır. Kayalıklar Yunanistan’a ait Kalimnos Adasına 5,65 ve 5,4 deniz mili, Türkiye’ye ait Çavuş Adasına 2,2 ve 2,4 deniz mili uzaklıktadır. Doğu ve Batı olarak ayrılan kayalıklar arasındaki mesafe 325 metredir. İskâna elverişli olmayacak büyüklükteki kayalıklar 19.730 ve 16.680 metre karedir.[1]

Kriz 25 Aralık 1995 tarihinde Figen Akat adlı Türk bandıralı kuru yük gemisinin Kardak Kayalıkları açıklarında karaya oturmasıyla başlamıştır. Gemiye yardım etmek isteyen Yunan Sahil Güvenlik botu Yunan karasularında olduklarını bildirmiştir. Gemi kaptanı ise Türk karasularında olduklarını belirterek Türk makamlarından yardım talep etmiştir. Türk kurtarma şilebinin Yunan karasularında görev yaptığını iddia eden Yunanistan Türkiye’ye nota vermiş, Türkiye ise iddiaları reddetmiştir.[2]

Kriz bir ay sonra alevlenmiştir. 26 Ocak 1996’da Kalimnos Adası Belediye Başkanı ve ada papazı Kardak Kayalıklarına çıkarak Yunan bayrağı dikmiştir. Bayrak ertesi gün Hürriyet gazetesi muhabirleri tarafından indirilmiş ve Türk bayrağı asılmıştır. Her iki olayla ilgili görüntülerin basın yayın organlarında yayımlanmasını müteakip Türk ve Yunan askerleri kayalıklara çıkmış, iki devlet silahlı çatışmanın eşiğine gelmiştir.

Taraflar arasında teati edilen notalarla adacık ve kayalıkların hukuki statüsü ile ilgili olarak devletlerin farklı görüşleri ortaya konularak uyuşmazlık resmiyet kazanmıştır. [3]

NATO üyesi iki devletin savaşın eşiğine gelmesi üzerine ABD arabulucu olarak devreye girmiş, sorunun yumuşatılması ve statüko öncesi duruma dönülmesini istemiştir. Bu müdahale sonucu her iki devlet de askeri personelini geri çekmiştir.[4] Taraflar bundan sonraki süreçte kendi tezlerini akademik, diplomatik ve politik alanlarda savunmaya başlamıştır.

Her iki devlet de Kardak Kayalıklarının statüsünü çeşitli hukuki gerekçelere dayandırmaktadır. Egemenliği devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklarla ilgili görüş ayrılıkları Lozan Barış Andlaşması ile başlamaktadır. 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Anlaşması, 4 Ocak 1932 tarihli Türkiye-İtalya Sözleşmesi ve 1947 Paris Barış Anlaşması hükümlerini taraflar farklı şekillerde yorumlarken, 28 Aralık 1932 tarihinde Türk ve İtalyan temsilcilerinin hazırladığı metnin hukuki durumu ve geçerliliği hakkında görüş ayrılığı yaşanmaktadır.

Kardak Kayalıklarında Egemenliğin Önemi

Çok küçük olan Kardak Kayalıkları üzerinde egemenlik sahibi olmak, çok daha geniş bir bölgenin egemenliğini hukuken elde etmek anlamına gelmektedir. Yunanistan’a ait tezin kabulü halinde, Menteşe Adaları bölgesinde Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan sözde sınırın varlığı kabul edilmiş olacaktır.[5] Bu ise Kardak Kayalıkları ile aynı statüdeki 150 kadar ada, adacık ve kayalığın da Yunanistan’a devredilmesi anlamına gelecektir.

Kardak kayalıkları, egemenliği tartışılmakta olan ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki hukuki statüyü etkilediği gibi bunları sahip olabileceği karasuları, hava sahası ve kıta sahanlığı açısından da etkili olacaktır.[6]

Özetle Türkiye ve Yunanistan’ın Kardak kayalıklarına önem vermesinin nedeni kayalıkların kendi varlıkları değil, bu konuda sağlanacak çözümün Ege’deki sorunlara emsal teşkil edecek olmasıdır.[7]


[1] Uğur Bayıllıoğlu, Uluslararası Hukuk Açısından Ege Karasuları Sınırlandırması, Ankara, Turhan Kitabevi, 2011, s.99.

[2] Bölükbaşı, a.g.e., s.823.

[3] Kardak Krizi sürecinde tarafların verdiği notaların tam metni için bkz. Başeren, Kurumahmut, (Devredilmemiş Adalar), SAEMK, Ankara, 2003, EK Belgeler.

[4] Bayıllıoğlu, a.g.e., s.102.

[5] Bölükbaşı, a.g.e., s.828.

[6] Bayıllıoğlu, a.g.e., s.104.

[7] Yüksel İnan, Sertaç H. Başeren, Status of Kardak Rocks-Kardak Kayalıklarının Statüsü, Ankara, y.y., 1997, s.2.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir