Ege Adalarında Egemenlik Devrinin Tarihçesi

Ege adalarındaki ilk Türk egemenliği, Çaka Bey tarafından 1089 yılında Midilli ve Sakız’da kurmuş ancak uzun süre egemen olamamıştır. Ege Denizine yönelik Osmanlı seferleri ise İstanbul’un fethinden hemen sonra başlamıştır. İlk olarak Limni, Gökçeada ve Midilli Adaları Osmanlı topraklarına dâhil edilmiştir. 1522’de Rodos’un, 1669’da Girit’in fethiyle birlikte Ege Denizi bir Türk gölü haline gelmiştir. Kardak vb. kayalıkların ve adacıkların hangi tarihte Osmanlı egemenliğine girdiği tam olarak bilinmese de en geç Girit’in fethi ile Osmanlı toprağı olduğu söylenebilir.[1]

Osmanlı’nın Ege Denizindeki hükümranlığı Mora İsyanına kadar devam eder. Londra Protokolü ile bağımsızlığını ilan eden Yunanistan’ın bağımsızlığı 24 Nisan 1830 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından da kabul görmüştür. Böylelikle Eğriboz Adası, Kuzey Sporad Adaları, Amargo Adası ve Kiklad Adalarının büyük kısmı Yunanistan’a verilirken, Girit ve doğu Ege Adaları Osmanlı Devletinde kalmıştır. Kardak Kayalıkları Yunanistan’ın egemenliğine geçen bölge içerisinde değildir. [2]

Trablusgarp Savaşında (1911-1912) İtalya Güneydoğu Ege Adalarını işgal etmiştir. 18 Ekim 1912 tarihinde Uşi Anlaşması ileişgal ettikleri toprakları terk etmeyi kabul etmesine rağmen Balkan Savaşının çıkması nedeniyle adalardan çekilmemiştir. Bu dönemde adalar her ne kadar İtalya’nın fiili işgali altında olsa da hukuken devredilmemiştir.

Balkan Savaşı ile Ege’de deniz üstünlüğünü sağlayan Yunanistan 1912 yılı sonunda Bozcaada, Limni, Taşoz, Gökçeada, Bozbaba (Efstradios), Semadirek, İpsara, Ahikerya (İkaria), Sakız ve Midilli Adlarını işgal etmiştir. 1913 Mart ayında ise Sisam Adası işgal edilmiştir. Yaklaşık iki aylık kısa bir süre içerisinde işgal edilen bu adalar günümüze kadar devam eden sorunların kaynağı olacaktır. Osmanlı Devleti Yunan işgalini hiçbir zaman tanımamış, egemenlik hakkından vazgeçmemiştir.[3]

Balkan Savaşları sonrasında Balkan Devletleri ile imzalanan 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Anlaşmasında Osmanlı İmparatorluğu, “Girit üzerindeki bütün haklarını Balkan Devletlerine devrederken, Ege Adaları ile ilgili karar verme hakkını Büyük Devletlere bırakmıştır. Bu anlaşma ile Osmanlı devleti adalar üzerindeki egemenlik hakkından vazgeçmemiş, adaların kime ait olacakları konusunda Büyük Devletlerin arabuluculuğu olacağını kabul edilmiştir.[4]

Adalarla ilgili karar vermek üzere toplanan Londra Süfera (Büyükelçiler) Konferansı’nda Meis, Bozcaada ve Gökçeada’nın Osmanlı Devletine, Yunan işgali altında bulunan diğer adaların ise Yunanistan’ın zilyetliğine bırakılmasına 13 Şubat 1914 tarihinde karar vermiştir. Yunanistan bu kararı kabul etmiştir. Osmanlı Devleti kendisine bırakılan adaların yanı sıra Ege Denizindeki diğer tüm ada, adacık ve kayalıkların da iade edilmesi gerektiğini, bu adalar üzerindeki haklı taleplerini devam ettireceğini açıklamış, itirazını bir notayla deklare etmiştir.[5] 13 Şubat 1914 tarihi ve bu tarihte Yunan işgali altında olan adaların hangileri olduğu günümüze kadar devam eden tartışmalar açısından oldukça önemlidir. Sevr Andlaşması’nda ve Lozan Barış Andlaşması’nın 12’nci maddesinde bu konferansta alınan kararlara ve tarihe atıf yapılacaktır.

Birinci Dünya Savaşının başlamasını müteakip 22 Ağustos 1915’te İtalya Uşi Anlaşması ile vermeyi taahhüt ettiği adalardaki işgalini sona erdirmeyeceğini ve bu anlaşmadan kaynaklanan taahhütlerini yerine getirmeyeceğini beyan etmiştir.

10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Anlaşmasında güneydoğu Ege’dekiMenteşe Adalarının 13’ü ve bunlara bağlı adalar İtalya’ya verilmesi öngörülmüştür. Sevr Andlaşmasının 84’üncü maddesinde Yunanistan’a devredilen adalar ismen sayılmak ve 13 Şubat 1914 tarihli Londra Süfera Konferansı’nın kararlarına atıf yapmak suretiyle belirlenmiştir. Andlaşmanın 122’nci maddesi ise İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Kaşot, İleki, İncirli, Kelemez, Leryoz, Batnoz, Lipso, Sömbeki, İstanköy Adaları ve bu adalara tâbi adacıklar ile Meis adasının İtalya’ya devredilmesi öngörülmüştür. Andlaşmanın 132’nci maddesi ise genel bir feragat hükmündedir. Buna göre Osmanlı Devleti bu andlaşmada haklarında düzenleme yapılmamış topraklar üzerindeki haklarından Müttefik Devletler lehine vazgeçmiştir.[6]

İtalya’ya devredilen adalara itiraz eden Yunanistan ile İtalya arasında Bonin-Venizelos Andlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile İtalya Meis ve Rodos hariç tüm Ege adalarının Yunanistan’a verilmesini kabul etmiştir.[7] Kurtuluş Savaşında Yunanistan’ın yenilgiye uğramasıyla Sevr Anlaşması ve Bonin-Venizelos Andlaşması hükümsüz kalmıştır. İtalya 8 Ekim 1922’de anlaşmayı feshettiğini ve adaların İtalya egemenliğinde olduğunu açıklamıştır. [8]

Sevr Anlaşmasının Türkiye tarafından onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle adaların hukuki durumunu belirleme işi Lozan Barış Anlaşması’na kalmıştır.

Lozan Barış Anlaşmasına gelindiğinde Türkiye, İtalya tarafından yaklaşık 12 yıldır işgal edilen güneydoğu Ege’deki (Menteşe Bölgesi) adaların hukuken Osmanlı Devletinin, dolayısıyla onun ardılı olan Türkiye Cumhuriyetinin egemenliği altında bulunduğunu kabul etmektedir. Türkiye Lozan Anlaşması ile başka bir devletin egemenliğine geçmesini açıkça kabul ettikleri hariç tüm ada, adacık ve kayalıkların Türkiye’ye ait olduğunu öne sürmektedir.[9] Lozan Barış Andlaşması ve sonrasındaki gelişmeler aşağıda ayrıntılı olarak incelenecektir.


[1] Ali Kurumahmut, Sertaç Hami Başeren, Ege’de Gri Bölgeler Unutul (may)an Adaları: The Twilight Zones in the Aegean (Un) Forgotten Turkish Islands, Türk Tarih Kurumu, 2004, s.51.

[2] Cevdet Küçük, Ege Adalarının Egemenlik Devri Tarihçesi, Ankara, SAEMK Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi, 2001, s.4.

[3] Ali Kurumahmut,“Uluslararası Andlaşmalara Göre Ege Adaları’nın Egemenlik Devirleri”, Ege’de Egemenliği Devredilmemiş Adalar, Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi Yayını, 2003, s.22-23.

[4] Başeren, (Ege Sorunları) a.g.e., s.32.

[5] Küçük, a.g.m., s.52.

[6] Ali Kurumahmut, (Uluslararası Andlaşmalara Göre) a.g.m., s.27-28.

[7] Küçük, a.g.m., s.64.

[8] Başeren, (Ege Sorunları) a.g.e., s.36.

[9] Sertaç Hami Başeren, “Ege’de Ada, Adacık ve Kayalıkların Uluslararası Andlaşmalarla Tayin Edilen Hukuki Statüsü”, Ege’de Temel Sorun, Egemenliği Tartışmalı Adalar, Türk Tarih Kurumu Yayını, 1998, s.115.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir