1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinde Adalar Rejimi

III. Deniz Hukuku Konferansları (1973-1982) sonucu 10 Aralık 1982 tarihinde kabul edilerek imzaya sunulan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesi için 60 devletin onaylaması ve bir yıl geçmesi koşulu ancak 1994 yılında mümkün olmuştur. Sözleşmeyi Yunanistan 1995 yılında imzalarken, Türkiye uluslararası ortamlarda dikkate almasına rağmen onaylamamış birkaç devletten biridir.[1]

Sözleşmenin 121’nci maddesinde Adalar Rejimi düzenlenmiştir.

Madde 121- Adaların Rejimi

1.         Bir ada sularla çevrili olan ve sular yükseldiğinde su üstünde kalan doğal olarak meydana gelmiş bir kara parçasına ada denilir.

2.         Üçüncü paragraf hükümleri saklı kalmak üzere, bir adanın karasularının, bitişik bölgesinin, münhasır ekonomik bölgesinin ve kıta sahanlığının sınırlandırılması, işbu Sözleşmenin diğer kara parçalarına uygulanabilir hükümlerine uygun olarak yapılır.

3.         İnsanların oturmasına elverişli olmayan veya kendilerine özgü ekonomik bir yaşamı bulunmayan kayalıkların münhasır ekonomik bölgeleri veya kıta sahanlıkları olmayacaktır.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin 46 ve 47’nci maddelerinde takımada devletlerine ilişkin konular düzenlenmiştir. Belirli koşullarda takımada sularının genişliğinin adaların en uç noktalarının birleştirilerek belirleneceği ifade edilmiştir. Bu ayrıcalıktan yararlanmak isteyen Yunanistan, Deniz Hukuku Konferanslarında Ege Adalarının takımada statüsünde olduğunu öne sürmüştür.[2] Yunanistan bu görüşle karasularını 12 mil saydırmaktan daha etkili bir kazanım elde ederek Ege Denizini bir Yunan gölü haline getirmeye çalışmıştır.[3]

Sözleşmenin 122’nci ve 123’üncü maddelerinde “yarı kapalı denizler” ile ilgili hususlar düzenlenmiştir. Türkiye ve Yunanistan Ege Denizinin yarı kapalı bir deniz olduğunu kabul etmekle birlikte karasuları ve kıta sahanlığı ile ilgili sorunların çözüm arayışlarında bu maddeleri farklı şekillerde yorumlamaktadır.[4]


[1] Pazarcı, (II.Kitap) a.g.e., s.262.

[2] Toluner, a.g.e., s.85.

[3] Pazarcı, (II.Kitap) a.g.e., s.367-368.

[4] Sertaç Hami Başeren, Ege Sorunları, İstanbul, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, 2003, s.9.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir