Sosyal Medyadaki Kişilik Hakkı İhlallerinin 5651 Sayılı Kanun Hükümleri İle Korunması

İnternet sitelerine içerik, yer, erişim ve toplu kullanım sağlayanların yükümlülük ve sorumluluklarını düzenlemek ve bur ortamlar aracılığıyla işlenen suçlarla mücadele amacıyla kabul edilen 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” 2007 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanunun 8. maddesi gereğince “İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir.” Ayrıca 8/A maddesi kapsamında, “gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” kararı verilmesi mümkündür.[1]

Kanunun 9. maddesinde ise kişilik haklarının ihlal edilmesi halinde İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi usulü düzenlenmiştir.

Hakaret, tehdit veya iftira nitelikli içeriklerin sosyal medya platformlarından kaldırılmasına ilişkin talepler içerik sahibinden istenebileceği gibi çeşitli form veya uygulamalar aracılığı ile doğrudan hizmet sağlayıcıdan da talep edilebilmektedir. Sosyal medya hizmetleri sağlayıcısına başvuruda bulunularak saldırı niteliğindeki içeriğin kaldırılmasının istenmesi mümkün olmasına rağmen bu konu tamamen işleticinin inisiyatifine göre sonuçlanmaktadır. Birçok hizmet sağlayıcı mahkeme kararı olmadan bu içerikleri kaldırmadığı gibi bazen mahkeme kararı olmasına rağmen ilgili kararı uygulamaktan kaçınmaktadırlar.[2]

Kişilik haklarına internet ortamında yapılan bir yayınla saldırıda bulunulan kişi, isterse 5651 sayılı Kanun m.9’da belirtilen usule göre sulh ceza hâkimine başvurur ve bir yayının bir kişinin kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlâl ettiğinin daha ilk bakışta anlaşılması durumu var ise hızlı bir koruma elde eder. İsterse TMK m.24 ve 25’e göre asliye hukuk hâkimine başvurabileceği gibi her iki başvurunun aynı anda yapılması da mümkündür. Zira her iki başvurunun kabul şartları farklıdır.[3]

Bir internet yayınından dolayı kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia eden kişi, 5651 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinde öngörülmüş hızlı usulle kişilik haklarının korunması amacına ulaşamamış ise, bu durumda TMK m.24 ve 25 uyarınca hukuk davası açabilir. Ancak açılacak bu davada; kişilik haklarının saldırıya uğradığını, bu saldırının söz konusu internet yayınından kaynaklandığını, söz konusu yayının hukuka aykırı olduğunu ispat etmesi gerekir. [4]

İnternet ortamında kişilik haklarına yapılan saldırı bazı durumlarda sadece haksız fiil değil, Türk Ceza Kanunda öngörülen suçlardan birini örneğin m.125’teki hakaret suçunu da oluşturabilir. Bu tip durumda hakarete uğrayan kişi, fail hakkında kamu davası açılması için cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunacaktır. Şartları varsa da cumhuriyet savcısı ceza davası açar, ayrıca hakaret teşkil eden yayının kaldırılması konusunda tedbir kararı verilebilir.[5]

Sosyal medya üzerinden işlenen suç ve kişilik haklarının ihlali halinde en önemli sorun, suçun failinin belirlenmesidir. Bu şekildeki fiillerin genellikle sahte hesaplar ve kimlikler kullanılarak işlenmesi suçluyu bulmayı zorlaştırdığı gibi ortaya çıkan zararın durdurulmasını veya tazmin erdirilmesini de zorlaştırmaktadır. Ayrıca bu tespitin yapılması oldukça uzun sürebilmekte suçun zamanaşımına uğraması riski ortaya çıkabilmektedir.[6]

İnternetteki bir yayın üzerinde kontrol imkânı olan ve yayını engelleyebilecek teknik imkâna sahip olan her kişi (içerik sağlayıcısı, servis sağlayıcısı) kişilik hakkına yönelik tecavüzleri önlemek zorundadır. Bu nedenle, sahibi bilinmeyen bir sosyal medya hesabı hakkındaki durdurma davasının, servis sağlayıcısına karşı açılması gereklidir. Servis sağlayıcıları kendi ana bilgisayarlarında bilgileri depoladıkları için, kişilik haklarını ihlal eden bilgileri kaldırma imkânına sahiptirler.[7]


[1] ULUÇ, SÜSLÜ, 2016, s.347.

[2] KAYA, 2015,  s.294.

[3] GÖZLER, 2014, s.1077.

[4] FIRAT, 2015, s.113.

[5] GÖZLER, 2014, s.1083.

[6] ÖZEN, Mustafa, “Hakaret Suçu ve İnternet Yoluyla İşlenmesi,” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S:75, 2008, s.106.

[7] DURAK, 2014, s.105.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir