İnsan Üzerinde Deney

Yargıtay; tedavi hakkında hastayı aydınlatmayan, bilimsel geçerliliği ispatlanmamış, deneysel tedavi uygulayan doktorun cezai sorumluluğu konusunda önemli bir karar verdi.

Yargıtay
15. Ceza Dairesi
Esas : 2016/2463
Karar : 2018/3153
Tarih : 08.05.2018

İçtihat Metni

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Nitelikli dolandırıcılık ve insan üzerinde deney
Hüküm : Beraat

Nitelikli dolandırıcılık ve insan üzerinde deney suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın 2013/216 esas numaralı birleşen dosyada açılan kamu davası yönünden savunması alınmamış ve bu dosyada anlatılan eylem bakımından sanık hakkında hüküm kurulmamış ise de zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

Pratisyen hekim olarak muayenehane işleten sanığın; piyasadan ve yurtdışından getirteceği ilaçlarla immün sistemini güçlendirerek 4. evre kanser hastası olan katılan …’i iyileştireceği vaadinde bulunduğu ve bu kapsamda sanık üzerinde tamamıyla aydınlatılmış onam, bilimsel geçerlilik ve kanıt olmadan, tedavi amaçlı deneme yaptığı, ayrıca yurtdışından getirteceğini belirttiği ancak adını söylemediği ve reçetesini, faturasını sunmadığı, bilgi de vermediği bir takım ilaçlar için ve müştekide ölebileceği endişesi yaratıp içeriği belirsiz tedaviler için para alarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı suçları işlediği iddia edilen olayda;

1.         Sanık hakkında insan üzerinden deney suçundan beraate ilişkin hükmün incelenmesinde;

Sanığın savunmaları, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu, katılanların yapılacak tedaviden haberdar olmaları, oluş ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçun unsurları itibariyle oluşmaması nedeniyle mahkemece verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin beraat hükmünün kanuna aykırı olduğuna ve sanığın eyleminin suç teşkil ettiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2.         Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraate ilişkin hükmün incelenmesinde;

Sanığın kullandığı ilaç ve tedavi yöntemleri ile ilgili herhangi bir kayıt tutmaması, bunlar hakkında hastaya detaylı ve yazılı bilgi vermemesi ve hastadan yazılı onam almaması, onkoloji alanında uzmanlığının bulunmaması, hastane ortamında işlem yapmaması, uyguladığı yöntemleri sağlıkçı olmayan çalışanı vasıtası ile uygulatması, hastaya hali hazırda devam eden tedavisini keserek kendisine gelmesini ve iyileştireceğini söylemesi, ölüm endişesi oluşturarak ne olduğunu söylemediği ilaçların bedellerini en başından alması, çekilen PET raporuna göre; hastanın hastalığının ilerlemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığa iyileştirme vaadinde bulunup, sanık üzerinde ölüm endişesi oluşturarak ne oldukları konusunda tam ve yazılı bilgi de vermediği ilaçlar ve tedaviler için sanıktan haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından eyleminin TCK’nın 158/1-i maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden mahkûmiyeti yerine atılı suçtan beraatine hükmedilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir